Kürtler neden dağa çıktı?


Emin USLU
Güncellenme : 31.12.2010 11:00

Kürtler neden dağa çıktı? Kürtler yok olmaktan kurtulmak için dağa çıktı. Bugün Tayyip Erdoğan'da temsiliyetini bulan zihniyetin yarattığı nedenlerden ötürü dağa çıktı. Dağa çıkmak çok kolay ve eğlenceli bir şey değil herhalde. Dağa çıkmak demek kefenini üstünde taşımak demektir. Dağa çıkmak demek; her an bir şarapnel ile göğsü parçalanmak, her an zehirli bir gazla zehirlenerek ölmek demektir. Öyleyse Kürtler herhalde mecbur kaldıkları için dağa çıktılar. Yani Kürt olarak yaşayabilmek için başkaca çareleri kalmadıkları için dağa çıktılar.

Kürtlerin neden dağa çıktığını daha iyi anlayabilmek için Başbakan Erdoğan'ın 26 Aralık günü bütçe kapanış konuşmasına bakmaları yeterlidir.

Ne diyor Başbakan?

"Bizim üç kırmızı çizgimiz var. Türkiye Cumhuriyeti tek millet, tek bayrak, tek devlettir, dili Türkçe'dir. Özerklik tartışması demokratikleşmeyi hazmedemeyenlerin çirkin bir tezgahıdır." (Galiba dört demeye utanıyor.)

80 yıllık sistemin Kürtlere dayattığı da bu kırmızı çizgiler değil miydi? Zaten bu kavganın ve bundan önceki kavgaların da gerekçesi Erdoğan'ın bu kırmızı çizgileri değil midir? Şeyh Said İsyanı ve faciasıyla Dersim Katliamı bunlardan ötürü değil miydi? Zilan, Ağrı ve daha nice katliamların nedeni de bu tekçi zihniyetin birer sonucu değil miydi?

İşte PKK'nin dağa çıkması da Erdoğan'ın bu kırmızı çizgilerinin 80 yıllık dayatmalarının artık çekilemez, hazmedilemez, tahammül sınırlarını aşan bir noktaya vardırmanın bir sonucudur zaten.

Cumhuriyetin kuruluşundan beri Kürtlere "Siz Türksünüz, dilinizi kullanmayacaksınız, sizin de diliniz Türkçe olacak, kendinize ait renkleriniz ve sembolleriniz olmayacak, eğer bunların dışına çıkarsanız kırmızı çizgilerimizi aşmış olursunuz ve imha edileceksiniz" diye dayatılmıştır. Bu esareti kabul etmeyen Kürtler siyasal alanı kullanarak bu dayatmalardan kurtulmaya çalışmışlarsa da devletin kırmızı çizgilerinin hışmına uğrayarak tasfiye edilmiş, idamlarla ve başka yöntemlerle imha edilmişlerdir.

Tüm siyasi kanallar kapatıldıktan ve başkaca bir seçenek kalmadıktan sonra dağa çıkmak tek çare olmuştur. Ama gelinen aşamaya bakıldığında Tayyip Erdoğan'ın h‰l‰ en başında yani 80 yıl öncesinde olduğu görülmektedir.

Devletin Kürt sorununun çözümü hep ret ve inkar olmuştur, tıpkı Tayyip Erdoğan'ın bugünkü çözümü gibi...

Nedir bu ret ve inkar çözümü?

"Kürt'üm demeyeceksin Türk olacaksın. Kürtçe diye bir dili kullanmayacaksın Türkçe öğrenecek ve Türkçe kullanacaksın. Yaşadığın bölgeye adını çağrıştıran hiçbir isim kullanmayacaksın, ben hangi isimle dersem o isimle anacaksın, anılacaksın. Sana ait hiçbir kültürün olmayacak. Türk kültürü sana yeter. Sana ait renklerin ve sembollerin olmayacak benim renk ve sembollerimi kendi renk ve sembollerin olarak kabul etmek zorundasın."

Ya AKP'nin

"Seni kabul ederim ama Türk milleti olursan. Dilini kabul ederim ama sadece aile içerisinde kullanırsan. Sana televizyon hakkı da veririm ama benim çizdiğim sınırlar içerisinde kalırsan. Kendi anadilinle kesinlikle okumayacaksın. Kendine ait renk ve sembolleri kesinlikle kullanmayacaksın. Kendi kendini de yönetmeyeceksin, sadece ben seni yöneteceğim. Kendine ait hiçbir şekilde ekonomin olmayacak, benim sana vereceğimle idare edeceksin ve ne kadar verirsem razı olacaksın. Kendini korumayacaksın senin güvenliğini istediğim gibi sağlarım. Kendi adına siyaset de yapmayacaksın, yaparsan buna etnik siyaset derim. Siyaset yapmak istiyorsan benim gibi ve benim adıma yapacaksın. Yaşadığın bölgeye senin adını çağrıştıran hiçbir sözcük kullanmayacaksın, ben sana hangi ismi takarsam onunla anılacaksın ve onu kullanacaksın. Dua ve ibadetlerini de benim dilimle yapacaksın."

Evet, AKP'nin Kürt sorununun çözüm politikasının özeti budur. Zaten dağa çıkışın sebepleri de bunlar değil midir?

AKP hangi açılımdan bahsediyor, hangi demokratikleşmeyi sağlıyor? İçi boş vaazlarla mı Kürt sorununu çözecekler?

Ne diyor vaizleri?

Diyorlar ki; "Biz gökkuşağındaki renklere saygılıyız. Farklı kültürler zenginliğimizdir. Herkesin diline, kültürüne saygı duyarız vb." (Vaiz Hüseyin Çelik)

Ve diyorlar ki, "Sen diline kültürüne sahip çıkarsan bu, Türkiye demokrasisine suikast olur."

Siz kendinizi akıllı başkalarını aptal mı sanıyorsunuz?

Yoksa düşünmeden mi konuşuyorsunuz?

 


Bookmark and Share