‘Kürtçe ıslık’ propaganda


HABER MERKEZİ
Güncellenme : 11.12.2012 09:27

İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaları nedeniyle 23 Temmuz 2012 tarihinde Bakırköy Cezaevi’nden getirilen Berfin Yağmur, Amine Demirkıran, Selma Mirzaoğlu ile Kocaeli 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nden getirilen Süleyman Özcan, Mehmet Taha Burakmak, Mehmet Özbek, Sadun Solhan, Şehmuz Öncel, Metin Mirzaoğlu ve Fahri Akgül hakkında “nezarethanede beklerken Kürtçe bağırarak, ıslık çalarak, alkışlayarak ‘Kürtçe propaganda yaptıkları’ iddiasıyla dava açıldı. Hazırlanan iddianamede, tutukluların söylediği Kürtçe şarkıları çevirenlerin Silivri Cezaevi Jandarma Tabur Komutanlığı’ndaki 2 er olduğu iddiası ise dikkat çekti. İddianameye göre, Silivri Cezaevi Jandarma Tabur Komutanlığı’nda görevli Jandarma Er Mehmet Akalın ve Jandarma Er Ali Tükenmez’in tercümesi ile ayrı ayrı nezarethanelerde kalan tutuklular birbirlerine Kürtçe olarak “Dağın başı büyüktür, biz dağın tepesini gördük. Biz dağa çıkar başkaldırırız...” biçiminde bağırarak şarkı söylediler.
 
Dava karşısında şaşkınız!

Sabah 8.00 sularında getirildikleri ve 15.00’a kadar tutuldukları nezarethanede sıkıldıkları için “Batmane Batmane, yar yare min” gibi halk türkülerini söyleyip halay çektiklerini belirten tutuklular ise açılan dava karşısında şaşkın. Daha açılmadan önce iki kere ifadelerine başvurulduğunu ve her seferinde Kürtçe ifade vermek istedikleri için ifadelerini alınmadığını belirten Amine Demirkıran, şarkı söyledikleri gerekçesiyle davanın açılmayacağını düşündüklerini ancak yanıldıklarını kaydetti. Nezarethanede televizyon dizilerinde ve düğünlerde söylenen birkaç Kürtçe şarkı söylediklerini, kimseden de herhangi bir uyarı almadıklarını belirten Demirkıran, Kürtçe ifade almak istemeyen Savcı’ya “olmayan bir şarkıyı anlayıp dava konusu yapıyorsunuz da anadilimde vermek istediğim ifademi neden anlayıp almıyorsun” biçiminde tepki gösterdiğini de dile getirdi.

Nasıl propaganda oluyor

Sadun Solhan’ın ise avukatının tercümanlığı aracılığıyla verdiği Kürtçe ifadesinde “TRT 6’da ne çalınıyorsa onu söyledik. Orada söylenince kardeşliğe hizmet, biz söyleyince mi propaganda oluyor?” dediği öğrenildi. Berfin Yağmur ise iddianemede geçen şarkı sözlerini içeren bir şarkının olmadığını belirterek tepkisini şu sözlerle ifade etti. “Bu 1970 model bir dava. O şarkıyı öyle çeviren askerlerin tercüman olarak atanmasını isteyeceğim. Böylece mahkeme duymak istediğini duyar. Türkiye’de ‘Kürtçe çeviri’ anlayışında çığır açar.” İstanbul Cumhuriyet Savcısı Ümit Zafer Çolak’ın istemiyle açılan dava 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 19 Şubat 2013’de görülecek.

 


Bookmark and Share