MÜZAKERE ŞARTLARI EŞİTLENMELİ


BRÜKSEL
Güncellenme : 08.12.2012 06:30

Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen, dünyadan, Türkiye’den ve Kürdistan’dan aydın, yazar, bilim insanı ile siyasetçinin katıldığı 9. Uluslararası Kürt Konferansı sonuç bildirgesi açıklandı: Öcalan sürece aktif katılmalı

YENİDEN MÜZAKERELERE GEÇİLMELİ

Brüksel’de yapılan 9. Uluslararası Kürt Konferansı sonuç bildirgesi yayınlandı. AB Türkiye Yurttaş Komisyonu 9. Uluslararası Kürt Konferansı “Yeniden Müzakereye Geçilmesi’ başlığı ile yapıldı. Bildirgede, ‘Öcalan’ın müzakere sürecinde tam bir rol oynayabilmesi için temel tüm koşulların yerine getirilmesi gerekiyor” denildi.

‘SİLAH BIRAK’ DEMEK MÜZAKEREYE TERS

Konferansın son oturumunda konuşan BDP Eşbaşkanı Demirtaş ise “Bir tarafın en önemli aktör olarak gördüğü kişiyi, bir adada tutarak sonuç alamazsınız. Şartlar eşitlenmeli. Öcalan İmralı’dan çıkarılmalı. ‘Önce silahları bırakın’ demek müzakerenin ruhuna ters. Bizler de Öcalan’la görüşebilmeliyiz” dedi.


AP’den yol haritası


\"\"Türkiye, AB’ye üyelik zorunluluklarına cevap olmak için daha fazla reform yapmalı

\"\"Sayın Öcalan’ın müzakerelerde tam bir rol oynayabilmesi için koşulları düzenlenmeli

\"\"Türkiye ve Kürtler arasında doğrudan görüşmeler derhal ve koşulsuz olarak başlamalı

\"\"AB, Türkiye ile Kürt temsilciler arasında müzakere ve diyalog için resmi destek vermeli

\"\"Daha geniş müzakereli bir barış süreci için genel siyasi bir af zemini hemen yaratılmalı

\"\"Müzakereyi kolaylaştırmak için devletler PKK’yi ‘terörist örgütler’ listesinden çıkarmalı

\"\"Adli reform onbinlerce Kürt’ün cezaevlerinden çıkmasını sağlayacak şekilde genişletilmeli

\"\"Türk makamları müzakereler temelinde yeni demokratik ve sivil anayasa sözünü tutmalı
 

Öcalan sürece aktif katılmalı ve müzakere şartları eşitlenmeli

 

\"\"Avrupa Parlementosu’nda düzenlenen Kürt Konferansı’nın sonuç bildirgesi yayınlandı. Bildirgede, derhal ve koşulsuz müzakere çağrısı yapılarak, ‘Öcalan’ın müzakere sürecinde tam bir rol oynayabilmesi için temel tüm koşulların yerine getirilmesi gerekiyor’ denildi. Ayrıca bildirgede, müzakereleri kolaylaştırmak için tüm devletleri PKK’yi ‘terörist örgüt listesinden’ çıkarmaya çağırdı

 

\"\"BDP Eşbaşkanı Demirtaş, AP’de konuştu: ‘Bir tarafın en önemli aktör olarak gördüğü kişiyi, bir adada tutarak sonuç alamazsınız. Şartlar eşitlenmeli. Öcalan İmralı’dan çıkarılmalı. Ama önce silahları bırakın demek müzakerenin ruhuna terstir. BDP Öcalan’la görüşebilmeli

 

Belçika’nın başkenti Brüksel’de yapılan 9. Uluslararası Kürt Konferansı sonuç bildirgesi yayınlandı. 5-6 Aralık tarihleri arasında dünyanın birçok yerinden katılımcıların yer aldığı AB Türkiye Yurttaş Komisyonu (EUTCC) 9. Uluslararası Kürt Konferansı Türk devleti ve Kürtler arasında yeniden müzakereye geçilmesi başlığı ile yapıldı. Konferansın sonuç bildirgesinde, gözaltılar, tutuklamalar ve KCK adı altında açılan davalar, çatışmalar, ifade özgürlüğü ihlalleri, siyasi alana ve medyaya yönelik baskıların arttığı vurgulandı.

Diyalog teşvik edilmeli

BDP’li vekilllere yönelik donulmazlıkların kaldırılması tehdidine de dikkat çekilen bildirgede, 34 kişinin hayatını kaybettiği Roboski Katliamı sorumlularının yargılanmadığına da işaret edildi. Yeni anayasa ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ın başkanlık sistemi tartışmalarının hatırlatıldığı bildirgede, Türk hükümetinin Suriye’deki iç savaşa yaklaşımının da Kürt nüfusun kazanımlarını engelleme amaçlı olduğu ve bu yaklaşımın “anti-Kürt bir eksen” etrafında şekillendiğine vurgu yapıldı. Bildirgede, “Bunun yerine Türkiye ve diğer ülkelerin, Suriye’de tüm farklı halkları kapsayan demokratik ve çoğulcu bir devletin kurulmasına yardım etmek amacıyla tüm siyasi, dini, etnik ve diğer gruplar arasında, şiddetsiz bir diyaloğu teşvik etmesi gerekir” dedi.

PKK müzakerenin ortağı olmalı

Kürtlerle gerçek bir müzakere iradesi ile PKK Lideri Abdullah Öcalan ile müzakerelerin sürdürülmesi olduğunu kaydeden konferans, “Diğer bir ifadeyle Türk hükümeti PKK’yi bir müzakere ortağı olarak kabul etmeli” diyerek, İngiltere ile Sein ve IRA, Afrika Ulusal Kongresi ile Güney Afrika, FARC ile Kolombiya arasındaki müzakere süreçlerini örnek gösterdi. Açlık grevleri sayesinde hükümetin Öcalan ile görüşmeye yöneldiğine dikkat çekilen bildirgede, “EUTCC Türkiye’nin kendi tüm vatandaşlarının temel demokratik haklarına tam saygıyı tesis etme amacıyla PKK ve Türkiye arasında doğrudan Oslo müzakere sürecinin yeniden derhal ve önkoşulsuz olarak başlaması çağrısında bulunur” denildi. Bildirgede, etnik vatandaşlık yerine yurttaşlık, Kürtçe anadilde eğitim ve mahkemelerde Kürtçe savunma, belirgin bir adem-i merkeziyetçilik, demokratik ve sivil bir anayasa taleplerinde bulunuldu.


\"\"9. Uluslararası Kürt Konferansı Avrupa Parlamentosu’nın (AP) son bölümünde konuşan BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, BDP’nin Kürt sorununun çözümü müzakerelerinde oynayacağı role ilişkin bir sunum yaptı. Çatışan tarafların, müzakereye ikna süreci, müzakereler başlamadan önce tarafların müzakereye ikna edilmesi gerektiğini belirten Demirtaş, müzakerenin birinci aşamasının tarafların iknası ile ilgili bir problem olduğunu vurgulayarak, şunları belirtti: “Türk hükümetinin, AKP hükümetinin müzakereye ikna edilmesi gerekiyor. Çünkü taraflardan biri bugün müzakereye hazır olduğunu, nasıl bir müzakere istediklerini çok net bir şekilde ifade ediyor.”

Hükümet ikna edilmeli

Hükümetin müzakere istemediğine dikkat çeken Demirtaş, bunun nedenini de şöyle açıkladı: “Kürtleri halk olarak kabul etmek anlamına geleceği için müzakereden kaçıyor. Müzakereyi kabul etmiş bir hükümetin, yıllardır kurguladığı politikalarından vazgeçmesi anlamına gelecektir. Hükümet Kürtleri halk olarak kabuletmeye hazır olmadığı için her açıdan maliyeti yüksek savaş yönteminde ısrar ediyor. Türkiye Cumhuriyeti devletini bir kez daha müzakereye ikna etmek zorundayız. Kopan müzakereleri yeniden yaratmak zorundayız.”

BDP de yetersiz kaldı

68 gün devam eden açlık grevlerin bu noktada çok önemli bir rol oynadığını da vurgulayan Demirtaş şunları söyledi: “Bütün o basıncı hükümetin üzerine yığmayı başardı. Hükümet şimdi bundan kaçmak için dokunulmazlık tartışmasını gündeme getirdi. Müzakereleri iki tarafı da güçlükle ikna ettikten sonra şöyle bir hata yaşıyoruz. Sanki bu sorun sadece o masada oturanların sorunuymuş ve kendileri müzakereye başlamakla artık bu sorun çözüm yoluna girmiş gibi düşünüp müzakerecileri yalnız bıraktık. BDP olarak geçmiş deneyimlerimizden böylesi bir eksikliği pay olarak çıkarıyoruz. Israrla iki balığı akvaryuma koyuyoruz, ama su olmadığı halde yüzmelerini bekliyoruz. Bu gerçekçi değil. Ama tek engel BDP’nin bu konudaki etkisizliği değil, seçim barajı, ifade özgürlüğü önündeki engeller, parti liderlerinin egemenliğinin sultasını yaratan anti demokratik hükümler, hazine yardımının sadece 3 partiye veriliyor olması, 8 bin Kürt siyasetçisinin hala cezaevinde tutuluyor olması ve özgür bir medyanın Türkiye’de bulunuyor olmaması etkendir. BDP demokratik siyaseti güçlendirmek adına fedakarlık yaptı.”

Diyalog kalıcılaşmalı

Müzakerelerin kalıcı hale gelmesi için BDP’nin oynayacağı roller olduğunu belirten Demirtaş şunları söyledi: “O da demokratik sivil anayasal sürecidir. Bu süreçleri sağ selim geçmek istiyorsak, hükümetin bu sorununu müzakere ile çözme konusunda kararını vermiş olması gerekiyor. Sizinle mücadele ederiz, ama önce silahları bırakın, bu müzakerenin ruhuna terstir. Silahları bırakcaksan niye müzakere ediyorsun. Kürtler şöyle bakmamalı, önce haklar kabul edilmeli, sonra müzakere başlamalı, bu yaklaşım da yanlış. Şartları ilkesel düzeyde konmuş, ön şartsız müzakerenin başlaması gerekiyor. Tarafların eşit koşullarda müzakere yüreteceği eşit koşullar sağlanmalı. Bir tarafın en önemli aktör olarak gördüğü kişiyi, bir adada tutarak, müzakerenin en önemli aktörü olarak görmeye devam ederseniz buradan sonuç alamazsınız. Şartların eşitlenmesi gerekiyor. Kastetettiğim Erdoğan’ın İmralı’ya konması değil, Öcalan’ın İmralı’dan çıkarılmasıdır. Şartlar ancak böyle eşitlenebilir.”


Öcalan’la biz de görüşmeliyiz

Demirtaş BDP’lilerin Öcalan’la görüşmesinin yolunun açılmasını talep ederek, şunları söyledi: “Müzakereyi yürütme aşamalarında partimiz çok daha aktif rol oynayabilir. Bizim şu anda görüşme kanallarımız kapalı değil. Bir tarafı ile görüşme imkanı var iken, diğer taraf olan Sayın Öcalan ile görüşme imkanımız yok. BDP’nin uçmasını isteyenler, BDP’nin kanatlarının olmasını da kabul etmeli. Öcalan ile görüşebilmeliyiz ki, ileri aşamalarda daha aktif rol oynayabilelim. Çözüm için, kalıcı barış için müzakere anlayışı gelişirse, Kürt sorununa şiddet dışı yöntemlerle süreç başlamış olur. Bu süreç bir yıl mı on yıl mı sürer bilemeyiz. Bu sürecin uzamasının bizim açımızdan hiçbir sakıncası, kaygı verici durumu yoktur. Yeter ki süreç bu aşamaya gelsin. Bir ayda, üç ayda bu temel sorunlar çözülmeyebilir. Ama yeter ki demokratik siyaset kanalları açık bırakılabilirsin.


 

Konferans, şu çağrılarda bulundu

1. Konferans, Türkiye’deki yakın reformları olumlu olarak ele alır ama Türkiye’nin AB’ye üyelik zorunluluklarına cevap olmak için daha fazla reformun gerekli olduğunu tespit eder.
2. Konferans özellikle Avrupa Konseyi İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT) ve Avrupa Birliği’nin Sayın Abdullah Öcalan’ın mevcut tecrit koşullarının acilen hafifletmeye davet eder (...) Sayın Öcalan’ın müzakere sürecinde tam bir rol oynayabilmesi ve örgütü ile özgürce iletişim kurabilmesi için temel tüm koşulların yerine getirilmesi gerekiyor.
3. EUTCC Türkiye ve Kürtler arasında doğrudan görüşmelerin derhal ve koşulsuz olarak başlatılması çağrısını yapar. Konferans AB’den de Türkiye ile Kürt temsilciler arasında demokratik bir diyalog platformunun kurulması için bu müzakerelere siyasi ve resmi destek sağlamasını talep eder. Daha geniş anlamda müzakereli bir barış süreci çerçevesinde genel siyasi bir affın zemini hazırlanmalı. Bu müzakereleri kolaylaştırmak için Konferans tüm devletleri PKK’yi terörist örgütler listesinden çıkarmaya çağırır.
4. EUTCC Konferansı Türkiye’nin adaylık sürecindeki tedbirler, insan hakları durumu ve Kürtlerin durumuna ilişkin periyodik taleplerde bulunmaya karar verir. Konferans, KCK ve diğer vakalardaki adil olmayan davalar ve ağır insan hakları ihlalleri üzerinde yoğunlaşarak, AB Başkanlığı ve Avrupa Komisyonu’nu Türkiye-AB üyelik sürecinde başta adalet ve temel haklar alanında olmak üzere yeni başlıklar açmaya çağırır. Bu zorunluluğa paralel olarak, konferans, Türk hükümetini de hukuki ve adli reformlar yapmaya, ve bunların kapsamını binlerce Kürt siyasi militanının cezaevlerinden çıkmasını sağlayacak şekilde genişletmeye davet eder.
5. Konferans Türk makamları yeni demokratik ve sivil anayasa sözünü tutarak bunu ciddiyetle yazmaya ve onaylamaya, sorun oluşturan tüm temel sorunlara ilişkin yeni bir diyalog ve müzakere yaklaşımı geliştirmeye davet eder.

 

Konferanstan çağrı: Uzun serbest bırakılmalı

Kürt Konferansı’nda bir deklarasyon ile Kürt siyasetçi Adem Uzun’un derhal serbest bırakılması için Fransa’ya çağrı yapıldı. Deklarasyonda, “EUTCC Konferansı Fransız makamları Sayın Adem Uzun’u derhal serbest bırakmaya çağırıyor. Kürt siyasi hareketinin meşru temsilcisi Sayın Uzun, bu pozisyonundan dolayı Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü için Oslo barış görüşmelerine müzakereci olarak seçildi. Biz bu nedenle tutuklanmasından kaygılıyız. Hakkındaki suçlamaların da doğru olmadığı kanaatini taşımaktayız” denildi. KNK Üyesi Adem Uzun, 6 Ekim 2012’de Paris’te gözaltına alındı ve daha sonra çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

 

Sen önce demokratlığı ve özgürlükçülüğü öğren!

Avrupa Parlamentosu’ndaki toplantıdaki sonuçlar Kürtlerin haklarını Avrupa’da inkar etme Bakanı olarak anılan Başmüzakereci Egemen Bağış, Konferansın sonuç bildirgesine saldırdı. “Avrupa Parlamentosu’nda AB’ye PKK’yı terör örgütü olarak tanımaktan vazgeçin diyeceksin.” diyerek çatışmacı ve savaşı derinleştirici üslubu sürdüren Bağış, bir de anlamadığı demokratlıktan söz etti. Kürtlere yönelik devlet terörünün Avrupa gizlenmesi Bakanı Bağış, “Gerçek demokratlık ve sahici özgürlükçülük, her türlü terörü, şiddeti kınamayı gerektirir” diyerek, yavuz hırsız misali konuştu.



Güven ortamı sağlanmalı

\"\"AP’de, düzenlenen panellerden biri de “Barış Müzakereleri: Barış ve siyasal çözüm için yol haritası”ydı.

Sabine Freizer Ulusararası Kriz Grubu: Kürt sorununa ilişkin hazırladığımız raporda anayasal sürece ilişkin bir takım önerilerimiz oldu. Anayasal süreçte olunduğu için, anayasa düzgün bir şekilde değiştirilirse Türkiye’de birçok sorun çözülebilir.

Osman Kavala Sivil Toplum Aktivisti: Kürtler kendi vatanında Türklerle eşit olmadıklarını düşünüyor... Gerçek bir barış sürecine ihtiyaç var. Bu da devletin sorumluluğunda. Şu anda Oslo sürecinin ardından taraflar arasında büyük bir güvensizlik var. Silahlı çatışmaları sonlandıracak, eylemlerin durmasını sağlayacak kalıcı bir ortamın yaratılması için müzakerelerin kısa bir sürede başlaması ve sonuçlanması önemli.

Gazeteci-Yazar Nuray Mert: Kürtler birilerinden bir şey istemiyor, zaten kendi hak ve özgürlükleri için mücadelelerini yürütüyorlar. Müzakerelerin barışçıl ve demokratik bir ortamda seyretmesi için çaba göstermek gerekiyor. Bizim asıl çağrımız Kürtlere, Kürt çevrelere değil, Türkiye’deki mevcut iktidara ve genelde devlete yapmamız gerekir. Kürtler sadece demokratik haklarını istemiyorlar. Kürtler taleplerini konuşabilmek ve müzakere edebilmek için bir zemin olarak demokratik hak ve özgürlükleri istiyorlar. Yeni bir anayasa çözümde ancak bir ara aşama olur. Yeni anayasa, bireysel hak ve özgürlükler, temaları şeklinde çerçevelendirilebilir.

Gazeteci yazar Ali Akel: Güven ortamının sağlanmadığı bir müzakere ile barışa, başarıya ulaşmak mümkün müdür? Burada gözden kaçırılmaması gereken, müzakere süreci sonucu ve süreci itibariyle adil, adaletli olmalıdır. Eğer adaleti taşımıyorsa, siz bir barışa ulaşabilirsiniz, ama o sahte barış sizi yarınlar için çok tehlikeli bir noktaya getirebilir. Güvenin tesis edilmesi için ne yapılması gerekiyor. Türk hükümeti ve genel olarak Kürt sorununa paralel olarak bir Türk sorunundan bahsetmiyorlar mı. Toplumun siyasete, siyasetin topluma güven duyduğu bir zeminde müzakerelerin başlatılması gerekiyor.

 


Bookmark and Share