Işığı da yolcu ettik Pantheona


Ragıp ZARAKOLU
Güncellenme : 19.09.2012 06:08

The New York Times 13 Temmuz 1997 tarihinde, 2 buçuk yıldır hapis yatan Özgür Gündem gazetesi yazı işleri müdürü Işık Yurtçu hakkında yayınlanan makalesinde, “Gazeteciler Hapishanesi Türkiye” diye başlık atmıştı.

NYT, dünyada hiçbir ülkede bu kadar tutuklu gazeteci bulunmadığını belirterek, bu durumu “utanç verici” diye nitelendirmişti.

Demek ki, arada geçen onca yıldan sonra, hapisteki gazetecilerin sayısı bakımından, yeniden “utanç verici durum” şampiyonu olmayı başardık!

İstanbul’daki uluslararası santranç turnuvasında ancak 27. Sırada yer alabilirken...

Işık, aramızdan medyaya kırgın ayrıldı ve cenazesinin haber verilmemesini istedi.

Acaba neden?

Işık Yurtçu’yu 1979 Aralığında benim de kurucularından biri olduğum DEMOKRAT gazetesinde tanıdım.

Yazıişleri müdürümüzdü.  Ve profesyonel bir gazeteci olarak, genç ve heyecanlı devrimci gazeteci adayları ile, son derece uyumlu bir çalışma yürüttü.

12 Eylül sabahı Cunta tarafından gazetemiz kapatılıncaya dek...

Gazete çalışanlarının ve kurucularının bir bölümü, gazeteye izin verilmese de, kurumu gazeteyi bir gün mutlaka çıkaracağız kararlılığı ile ayakta tutmaya çalıştı.

Ama 1984’ten itibaren genç kadroda moralsizlik ve bölünme yaşandı. Kurumu toparlaması için, zor zamanların insanı olan Işığı yardıma çağırdık. Ama bu, Türkiye solu çöküp dağılırken, akıntıya kürek çekmek gibiydi. Işığı da yorduk.

Yine de 87-88’de yeniden günlük gazeteyi çıkarma eşiğine gelsek de, içten gelen engellemelerle bu sağlanamadı. Ve yeniden toparlanan aydın ve gazeteci kadro bir daha asla biraraya getirilemedi. 1990’da çıka çıka aylık bir gergi çıkarılabildi.

Kurum da tasfiye edildi.

Ama Demokrat’ın bayrağı bu kez başka ellere geçti: 1991 yılında bir aydın ve gazeteci grubu, büyük medyaya alternatif bağımsız bir gazete için kolları sıvadı. Ve Ragıp Duran’ın yayın yönetmenliğinde kurulan Özgür Gündem’de, tiraj 60 binlere kadar çıktı, onca engellemelere ve şiddete karşın... Onca yargısız infaza karşın...

Kimler yoktu ki kadroda? Meraklısı kütüphaneden gidip baksın.  İşte o kuruluş döneminde yazı işleri müdürümüz Işık Yurtçu idi. Köşe yazmak için beni zorlayan da o olmuştu.

8 ay bu görevde bulundu. Yazı ve haberlerden dolayı hakkında 26 dava açıldı. 20 yıl hapse mahkum oldu. Ünlü TMY 6, 7  ve 8. Maddelerden... Kirli Savaş ortamında devam eden davalarda verilen cezaların kesinleşmesi sonucu, 1995 yılı başlarında hapse giren Yurtçu, 2 yıl 8 ay 18 gün hapis yattıktan sonra, TMY’de yapılan kısmi bir değişiklik sonucu serbest kalabildi. Ayşe Nur Zarakolu gibi, Beşkçi gibi, “ülkeyi terketmeyeceğim” demişti.

Yurtçu, özellikle Kürtlerin temel hak ve özgürlüklerini arayışına destek veren Türk aydınlarını caydırmak için hedef olarak seçilmişti.

[Bugün Büşra Ersanlı, Ayşe Berktay, Cihan Deniz, Veysi Sarısözen vd. nasıl hedef olarak seçilmişse...] O sıralarda, zaten Kürtlere destek veren Yaşar Kemal de 5  yıl “suskunluğa”  mahkum edilmişti. Işık Yurtçu, 20 yıllık basın hayatı deneyimi olan Özgür Gündem gazetesi geleneğinin en uzun hapis yatan yazı işleri müdürü olacaktı. Cenazesine ÖG okurlarının kitle halinde katılmasını beklerdim. Bu olmadı. Üzüldüm. Şu sırada aynı gazetenin yazı işleri müdürü Ziya Çiçekci, Kandıra toplama kampında 10. ayını doldurmakta.

Hürriyet’ten Yalçın Bayer ve Birgün’den Doğan Tılıç dışında başka bir kalemin Işık’a değinmemesi beni üzdü.

Yalçın Bayer, “o zamanlar gazeteciler terör değil, fikir suçlusu olarak yargılanıyordu” derken yanılıyor. Işık Yurtçu ve bir sürü gazeteci, o zaman da TMY’den, yani “terörist” olarak yargılanmıştı. Aynen bugünki gibi... Ama şimdi, “yetmez, bir de örgüte üyelikten dava açalım” diyorlar. Tek fark bu! 1996’da NY’ta ona verilen Uluslararası Basın Özgürlüğü Ödülünü sendikacı Münir Ceylan ile birlikte kaldığı Saray Cezaevi’ne, kalabalık bir gurupla götürüşümüzü hatırlıyorum. Her zamanki mütevaziliği ve kibarlığı ile birlikte karşılamıştı bizi.

Zaman zaman onunla Ortaköy kafelerinde gençlerle birlikte buluşmalarımızı hatırlıyorum.

Işık tam bir antika eşya meraklısı idi.

Eşim Katherine’nin onu, evinin önünde, sokağın ortasına çıkarıp koyduğu antika koltuk üzerinde resimlemesini hatırlıyorum. Parke taşları üstündeki koltukta oturuşu tek kelime ile muhteşemdi. Işık Yurtçu tüm dünyada basın özgürlüğü mücadelesi veren kahramanlar arasında hak ettiği yerini çoktan almıştı.

Bazı cümleleri, bir simge haline gelmişti.

Hep aramızda varolmaya devam edeceksin sevgili Işık. Biz vaolmaya devam ettiğimiz sürece.

 


Bookmark and Share