Adınla anılan dansı izleyemedim hiç


Orhan İNCE / Sincan 2 No’lu F Tipi Cezaevi
Güncellenme : 16.11.2011 09:41

Adınla anılan dansını izleyemedim hiç. Ama binlerce defa kafamda canlandırdım. Bulutların üzerinde süzülürcesine narin hareketlerle birkaç adım o yana, sonra zarif bir dönüş, birkaç adım bu yana... Her hareketin bir sessiz haykırış. Her hareketin delice bir dinleme arzusu uyandıran bir “kaf dağının ardı” masalı. Söyle, neden anlatmıyorsun, neden lalsın Sarya?

“Sorma,
Kelimeler anlamsız
Sihir kaf dağının ardındaki
 o güzel ülkede
Orada gökyüzü
yerden daha büyük
Orada ay ve yıldız efsaneleriyle
büyüyor çocuklar.”


Beyaz giysen savrulur dağ meltemiyle, kanat olur, uçurur seni göğe... Ha gayret Güneş’e! Güneşin hikayesi sende. Güneş’in çocuklarını anlat Sarya! Neden yıldızlar kadar çoklar? Neden bu kadar telaşlılar? Neden beklemezler o kutlu günün sabahını?

“Sorma boşuna!
 Kelimeler yalanlıyor her şeyi
Az sonra gelecekler aldatıcı geceden.
Sırt çantalarında tuz ve sac ekmeği
Kurutulmuş dağ çiçekleri
Hatıra defterleri
Ve sararmış eski yoldaş resimleri
Bütün hatıra ve düşlerini geceye bırakarak
Ağaçların utangaçlığını geçerek
Süzülüp gittiler kapkara gecede”


Ellerin suya kapılmış bir kelebeğin kanatları şimdi. En azgın sular bile bozar mı narinliğini? Birkaç adım o yana, birkaç adım bu yana dönüyor, dönüyor, dönüyorsun... Günün ilk ışıklarıyla ışıyacak kır çiçekleri hemen şurada, kıyıda; konasın üzerlerine diye. Bir çırpış, bir çırpış daha!

“Kara bir hançer saplandı omzuma
Kardeşten değil, kalleşten
yüzyıllar boyu kucağında
ihanet büyüten.”


Sarı dağ çiçeklerinin tozuna bulanmış saçların, savrulur sen döndükçe dağ ceylanlarının ki gibi ince bileklerinin üzerinde. Savrulur, kekik kokusu, nergis kokusu gelir. Döner, döner, dönersin... Birkaç adım o yana, birkaç adım bu yana... Bir derdin var bu zamanla. Tıpkı zamanın diğer çocukları gibi.

“Ey çağ!
Başlamadan bitirdin çağdaşlarını
Öyleyse mağdur değil suçlusun
yıkıl!”


T\"\"elaşlı bir çocuksun şimdi, beklemeye sabrın yok. Bir adım o yana, ateşe dokunursun; bir adım bu yana, yağmura, dağa, melteme... Beklemeye vaktin yok ülkemin telaşlı çocukları gibi. (Telaşla gelip yüklendiler bir halkın çağlara sığmayan tüm yükünü ve telaşla gittiler!) Mustafa gibi mesela. Şu Dicle kadar ışıl ışıl çocuk! Dicle kıyısında ışıldayan bilge delikanlı... Mazlum veya gedê sûrên Amedê. Rivayet edilirki sadece ismini değil, mirasını da almış Mazlum Doğan’ın. Böylece yeniden doğmuş Mazlum, daha nice Doğan Mazlum’lar gibi.

Evin gibi mesela; bakışları şu yıkılası çağın tümüne bedel. Evin kim midir? Çoktan tanıştın onunla aslında. Ama yine de anlat dersen, şöyle derim: “Hakikat aşktır. Aşk, hakikat tutkusudur. Aşka tutkunun ilacı vuslattır.” ‘Hakikat Evin’dir.’ Evin gerçekle buluşma tutkusudur. Evin’in ilacı vuslattır. Evin kendidir, yani hakikattir. Gerisi sadece söz.

“Bütün sözleri söylendi bu çağın
söz uçar  sessizlik kalır geriye
Şehitlerin yağmur altındaki cesetleri kalır
Sorma, anlatmaya gücüm yok”


Uzanmışsın, dağ yamacında bir öbek kar misali. Saçlarında çiy taneleri, usul usul akmaktasın. Kızıla boyanan şafak ufku değil, yerde karanfil değil. Tuhaf bir ışık aydınlatıyor karanlık geceyi, şakıya şakıya! Yıldız desen değil, ay desen değil. ‘Kal’ desem, kalır mısın?

“Patlayan ışıldak
Işıl ışıl değil ölüm saçan her ışıldak!
Dön de arkana bak
Ölüm seğirtiyor, kıpırdama!”
Hakikat ve sevda yalancı gönüller pazarında haraç-mezatken hakikatin de sevdanın da onuru oldunuz. Sizin hakikatinize ve sevdanıza göre yaşamak ise sizsizliğe mahkum şu hayatımızın yegane amacı olsun.

Sarya kimdir?

Nursen İnce (Sarya), 15 Şubat 1975’te Kars’ın Arpaçay ilçesine bağlı Çarçı köyünde doğar. Beş kardeşin üçüncüsü olan İnce, üç yaşındayken babasının tayini üzerine ailesiyle Burdur’a göç eder. 1988’de maddi sıkıntılar nedeniyle bu kez İstanbul’a göç ederler. İlk ve ortaokulu Burdur’da okuyan İnce, liseye İstanbul’da gider. 1992 sonlarına doğru MKM folklor biriminde çalışmaya başlar. Çalışmalarını 1994 sonlarına kadar MKM’de sürdürür, 1994-1995 arasında Özgür Ülke gazetesinde kültür-sanat sayfasında çalışır. 1995 Eylül ayında PKK saflarına katılır. 1997’de Mîros’da yaşamını yitirir.

 

(Aradaki mısralar Sarya’nın yıldızlaşmadan iki gün önce tamamladığı şiirinden alınmıştır.)

 

 


Bookmark and Share