Halkların Demokratik Kongresi


Adil BAYRAM
Güncellenme : 24.10.2011 09:32

AKP’nin Kürt halkının varlığını ve demokratik haklarını tanımayan, Kürt sorununu çözmeyen ve Kürt siyasetini imha ve tasfiye etmek isteyen saldırgan, tekçi ve savaş yanlısı politikaları ülkemizi kan gölüne döndürmüş ve bir felaketin eşiğine getirmiş olsa da, bütün bunlara rağmen yine de ülkemizde iyi ve güzel şeyler de oluyor, umut verici çıkışlar da yapılıyor.

15-16 Ekim tarihinde Ankara’da yapılan coşkulu bir toplantı ile kuruluşunu ilan eden “Halkların Demokratik Kongresi”nden söz ediyoruz. Daha ilk adım atılmış olsa ve daha netleşecek ve örgütlenecek çok şey bulunsa da, bu çıkışın yeni bir Türkiye çıkışı olduğu, yeni demokratik Türkiye’nin inşasının başladığı açıktır. Israrlı ve başarılı bir çalışmanın bu sonucu doğuracağı kesindir. Bu temelde halklarımızın demokrasi meclisinin kuruluşunu ve onu yaratanları kutlamak gerekir.

Bizim anladığımıza göre, 15-16 Ekim’de kuruluşu sağlanan bütün Türkiye için, Türkiye’de yaşayan tüm halklar, topluluklar, sınıf ve kesimler için (tekelci güçler hariç) bir demokrasi meclisidir, halklar meclisidir. Nasıl ki 23 Nisan 1920’de ulusal meclisin açılışı yapılmış ve temelleri atılmışsa, şimdi 15-16 Ekim 2011’de de halkların demokrasi meclisinin açılışı yapılıp temelleri atılmıştır. Yine nasıl ki ulusal meclisin (TBMM) kuruluşu Türkiye Cumhuriyeti’ni yaratmışsa, halkların demokrasi meclisinin kuruluşu da demokratik Türkiye’yi, demokratik cumhuriyeti yaratacaktır. Bu temelde yeni demokratik Türkiye kutlu olsun diyebiliriz.

Buradan anlaşılıyor ki, Halkların Demokratik Kongresi, ulusal meclisi, yani TBMM’yi reddetmiyor, onun gereksizliğini öngörmüyor; tersine onunla birlikte varolmayı ve onun demokrasi eksiğini giderip tamamlamayı, böylece devlet ve toplumumuzu demokratikleştirmeyi esas alıyor. Ulusal meclisin devleti yöneten ulusal boyutu ve işlevine paralel, HDK de demokratik toplumu yöneten halkçı bir rol oynamayı öngörüyor.

Bu da gösteriyor ki, tekelci güçler dışında herkes, bütün halklar, sınıflar ve topluluklar Halkların Demokratik Kongrersi (HDK) içinde yer alabilir, bir araya gelebilir. Tekçi faşist milliyetçilik dışındaki bütün düşünsel eğilimler örgütlü olarak HDK’de birleşebilir. Böylece HDK’de demokratik toplum, demokratik Türkiye inşa olur. HDK kendi içinde demokratik toplum merkezini, örgütlülüğünü, örneğini yaratarak, bunu alanlara, şehir ve kasabalara yayıp halk meclislerine dayalı demokratik toplumu yaratır.

Böyle bir demokrasi hareketinin yaratılması ülkemiz açısından çok önemlidir. Her şeyden önce, bu sistem yeni ve gerçek demokrasiyi ifade eden bir sistem olmaktadır. Ağırlaşan sorunları nedeniyle ülkemizin böyle bir demokratik sisteme ihtiyacı vardır. Yine onlarca yıldır yürüttüğü demokrasi mücadelesi nedeniyle toplumumuz böyle gerçek bir demokraside yaşamayı, gerçek anlamda söz ve karar sahibi olmayı haketmiştir.

Diğer yandan, Halkların Demokratik Kongresi’ne kavuşan bir Türkiye, her türlü sorunu çözebilir hale gelecektir. Bir yandan halk, kendi sorunlarını kendi demokratik meclislerinde çözerken, öte yandan ulusal meclisin çözüm gücünü de arttıracaktır. Böylece de her türlü toplumsal sorunu çözen, asla tıkanmayıp sürekli çözümler üreten, güçlü ve işlevsel bir siyasal sistem, gerçek demokrasi ortaya çıkmış olacaktır.

Türkiye sosyalist ve demokratik hareketi ile Kürt Özgürlük Hareketi’nin çok uzun süreli bir arayış, tartışma ve zorlanma ardından böyle çözümleyici bir demokratik sisteme ulaşmış ve orda birleşmiş olması hayati önem taşır. Buradan baktığımızda geçmişteki ittifak ve birlik tartışma ve arayışlarımızın çok dar olduğu rahatlıkla görülür. En son birkaç yıldır tartışılan “Çatı Partisi” arayışı da yalnız başına dar kalmaktadır. Sürecin dayatmasına ve bu denli tartışmaya rağmen, çatı partisinde birliğin neden yaratılamadığı şimdi daha iyi anlaşılmaktadır.

Halkların Demokratik Kongresi’nin kuruluşuyla başlayan süreç, ülkemizde halkçı ve demokratik bir hareketin, tüm demokratik güçlerin birliğinin nasıl olması gerektiğini açığa çıkarmıştır. Bize göre Halkların Demokratik Kongersi gerçeğini doğru ve yeterli anlamak gerekir. Bu çerçevede yapıcı bir iç tartışma ile görüş ayrılıklarını gidermek, eksik olan düşünsel yanları tamamlamak önemlidir. Bu noktada parçalayıcı değil birleştirici, yıkıcı değil yapıcı, dayatıcı değil ikna edici, isteyici değil katılımcı olmayı bilmek gerekir. HDK’ye hakim üslup kesinlikle bu olmalıdır.

Buradan baktığımızda Halkların Demokratik Kongresi’nin örgütsüz bir hareket, bir parti veya partileşmeye çalışan bir eğilim olmadığı, tersine dmeokratik bir halk sistemi olduğu anlaşılmaktadır. HDK, bu demokratik halk sisteminin en üst tartışma ve karar organı durumundadır. Benzer biçimde halkların demokratik karar organlarının bölge, şehir, kasaba ve hatta mahalle ve köy düzeyinde de örgütlendirilmesine ihtiyaç olacaktır. Bu gerçekleştiğinde halkların demokratik sistemi ve örgütlü demokratik toplum ortaya çıkacaktır. Belli ki ortada kapsamlı bir örgütsel inşa görevi vardır.

Yine HDK bir parti veya partileşme süreci olmamaktadır. Tersine HDK içinde onlarca parti, grup, hareket, eğilim, sivil toplum örgütü ve benzerleri yer alıp daha üst bir demokratik birlik yaratmaktadır. Bu bakımdan HDK’yi partileştirmeye çalışmamak gerekir. Bir parti HDK’den daha geniş ve ileri bir örgütlenme değildir, tersine çok daha dardır ve sınırlı kalır. Mevcut Türkiye koşullarında tek bir partide demokratik birliğin olamayacağı, bunun dar geldiği, gerçek anlamda da demokratik olmadığı ortaya çıkmıştır. AKP gibi antidemokratik partiler birçok eğilimi içlerinde birleştirebilirler, aslında onlar tek bir eğilimdir. Fakat gerçek bir demokratik birlik ancak birçok parti ve eğilimi içinde toparlayan bir kongre olabilir.

Çatı partisini de artık bu çerçevede yeniden ele almak ve tanımlamak gerekiyor. Ulusal meclisin yasalarına göre kurulan bir partinin HDK’yi tümden içeremeyeceği ve ifade edemeyeceği açıktır. Bu bakımdan çatı partisi artık HDK’nin örgütlenmelerinden ve çalışma alanlarından sadece birisi olabilir. Yani demokratik toplumun, HDK’nin kendini ulusal mecliste, TBMM’de temsil etme, oraya yansıtma alanı. Bu nedenle, HDK bir partiye dönüşmemeli, bir demokratik halk sistemi olarak kendisini inşa etmeli, fakat aynı zamanda siyasal gücünü TBMM’ye yansıtmasını sağlayacak ulusal bir siyasal parti (çatı partisi olarak), örneğin demokratik blok partisini de kurup örgütlemelidir. TBMM grubu bu partinin grubu olarak çalışmalıdır.

Ayrıca acil güncel siyasi konularda HDK kapsamlı çözüm projelerini ortaya koyabilmelidir. Kuşkusuz bunlardan başta geleni Kürt sorununun çözümü ve barış konusudur. Bu konuda somut çözüm projesi ortaya koymak ve bu projeyi topluma taşımak, aynı zamanda bu doğrultuda ilgili çevrelerle çalışma yürütmek önemlidir. Yine HDK demokratik hak ve özgürlükleri içeren kendi demokratik toplum sözleşmesini gecikmeden hazır hale getirebilmeli ve yürütülen yeni anayasa çalışmalarında bunların yer alması için çaba harcamalıdır. Ulusal mecliste başlatılan yeni anayasa çalışmalarının demokratik muhtevada olabilmesi için ancak bu biçimde etkide bulunabilir.

HDK henüz atılmış sadece bir ilk adımdır. Daha yapılacak çok iş vardır. Fakat halklar için, demokratik güçler için atılmış çok önemli bir adımdır. Yeni bir umut, bir çıkış, büyük bir gelecektir. HDK, AKP iktidarına karşı bir alternatif değildir, gerçekte hiç kimseye karşı bir alternatif değildir. AKP’nin alternatifi HDK’nin kuracağı çatı partisidir. HDK ise yeni bir halkçı demokratik sistemin doğuşudur. Yanlış anlamamak gerekir, Halkların Demokratik Kongresi TBMM’nin bir karşıtı veya alternatifi de olamaz. Öyle olsa TBMM’nin bir benzeri olur ki, o zaman siyasal ve toplumsal bir anlamı kalmaz. Bu açıdan HDK’yi, var olan demokrasi eksikliğini tamamlayan bir halklar hareketi, demokratik toplum olarak görmek en doğrusudur.

Tam tanımlanmamış ve henüz örgütlenmemiş olsa da, Halkların Demokratik Kongresi adı ve kuruluş adımı bile heyecan vericidir. Nitekim kuruluş toplantısına bu heyecan bütün açıklığıyla yansımıştır. O halde bu heyecanı devam ettirip daha da büyütmek, bu nedenle katılmamış olanları katmayı ve atılan ilk adımı ilerletmeyi bilmek gerekir.

 


Bookmark and Share