4 Kürt kadının kesişen hikayesi

4 Kürt kadının kesişen hikayesi

Yönetmen Yüksel Yavuz farklı alanlarda mücadele eden ama aynı zamanda hayatlarının bir döneminde yolları kesişen 4 Kürt kadınını ‘Hêvî (Umut)’ belgeselinde bir araya getirdi
Gülşen KOÇUK

Yönetmen Yüksel Yavuz farklı alanlarda mücadele eden ama aynı zamanda hayatlarının bir döneminde yolları kesişen 4 Kürt kadınını ‘Hêvî (Umut)’ belgeselinde bir araya getirdi. Belgeselde, Eren Keskin, Gültan Kışanak, Aysel Tuğluk ve 9 Ocak 2013 tarihinde Paris’te iki kadın arkadaşıyla birlikte katledilen Sakine Cansız’ın kesişen hikayeleriyle birlikte acıları, özlemleri ve umutlarını anlatıyor.

Yüksel, Hêvî’de Kürt kadın mücadelesinde gerilla yaşamına dair Sakine Cansız ile görüşmek istiyordu fakat katliamın ardından Sakine’ye düşündüğünden farklı bir şekilde yer vermek zorunda kaldı. Sakine ile son görüşmesini katliamdan 12 gün önce gerçekleştiren Yüksel, Sakine ile dağ yaşantısına ilişkin alacağı röportaj yerine katledilmesinden Dersim’e kadar olan yolculuğunda Sakine Cansız’ın arkadaşları ve kardeşlerinin tanıklığını ele aldı. Yüksel, Almanya’da 6 Mart’ta vizyona girecek olan filmine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

- Hêvî isimli bir belgesel film çalışmanız var. Hêvî’nin konusu nedir?

Hêvî filmini, Kürt özgürleşmesinde kadını konu edinen ve başından beri üç bölümden oluşacak bir çalışma olarak tasarladım. Hukuk, siyaset ve gerilla mücadelesi alanlarında öne çıkmış Kürt kadınlarını anlatmak istedim.

- Sakine Cansız da filmde yer alıyor. Sakine’ye filmde nasıl yer verdiniz?

Filmin Sakine ile ilgili bölümünde Paris’ten yola çıkan, Amed üzerinden Dersim’e varan cenazesine eşlik edilirken, kendisine pek yakın olmuş insanların tanıklığında (Metin Cansız, Mustafa Karasu, Nuran Maraşlı, Fatma Adır, Sozdar Avesta) hayatından kesitler, kişiliği, devrimci mücadelesi işleniyor ve neden katledildiği sorusuna yanıt aranıyor.

- Sizi bu filmi yapmaya iten neden ne oldu?

Beni bu filmi yapmaya iten en büyük neden, Kürt özgürleşmesinde kadınların gittikçe büyüyen mücadelesi ile beraber, devletin kadınlara yönelik şiddetinin Kürt vekil kadınlara da yönelmesi oldu. Filmin yapım aşamasında üç Kürt kadının Paris’te katledilmesi, kadınlara yönelik şiddetin katliama varacak derecede dozunun artırılması ve kadınlara tahammülsüzlüğün doruk noktasına ulaştığının bir göstergesidir aynı zamanda. Bu katliam sadece devlet ve PKK arasında yeniden başlatılmak istenen barış sürecini sabote etmek için yapılmadı, aynı zamanda Kürt kadın hareketinin direncini de kırmak için yapıldığını düşünüyorum.

- Belgesel filmde işlediğiniz üç bölümde neler ve kimler yer alıyor?

Filmin ilk bölümü, İnsan Hakları aktivisti Avukat Eren Keskin’in 1990’lı yıllarda devletin bir savaş politikası olarak Kürt kadınlarına yönelik uyguladığı şiddete yaptığı tanıklıklardan oluşuyor. İkinci bölümde ise siyasetçi Gültan Kışanak ve Aysel Tuğluk’un 2012 sonbaharında Türkiye cezaevlerinde 10 bin Kürt politik tutuklunun başlattığı açlık grevini desteleyen eylemleri esnasında onlara eşlik ederken Kürtlerin son 25 yıldır demokratik siyasette tutunma mücadelelerini ve aynı zamanda son yıllarda Kürt vekil kadınlara da yönelen devlet şiddetini anlatmaları yer alıyor. İstanbul ve Amed çekimleri tamamlandıktan sonra üçüncü bölümün çekimlerini planlamak için Sakine Cansız ile 2012 yılının sonunda Berlin’de bir araya geldik. Bize, ocak ayı sonu gibi Güney Kürdistan’a gitmeden önce pasaport işlemleri için Paris’e gitmesi gerektiğini, dönüşünde kendisiyle Avrupa ayağının çekimlerini yapabileceğimizi söyledi. İlkbaharda da Sakine’yi Kandil’de ziyaret etmeyi kararlaştırmıştık. Ancak buluşmamızdan 12 gün sonra Paris’ten Sakine, Fidan ve Leyla’nın katliam haberi geldi.



Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, halklara ve inançlara saldıran, nefret suçu ve cinsiyetçi söylemler içeren, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Editörün Seçtikleri

Video Galeri

Arşiv

Özgür Gündem Birinci Sayfa

“Binevş”

Cümle Alem

Qırıx


Okurlarla Başbaşa


Medya Diyalog


“Özgür