Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar?

Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar?

Evet bir mendil niye kanar, bir bebek niye ağlar? Cigarası Bitlis sarması, tespihi kehribar sarısı
Yusuf Baran BEYİ

Evet bir mendil niye kanar, bir bebek niye ağlar? Cigarası Bitlis sarması, tespihi kehribar sarısı. Yüreğinde yara var, sol yanında dil yarası!  Benim xalum Savur’da üç iklimdir mezar kazar! Bu dağ Süphan Dağı, Munzur, Gabar. Anne yüreği değil ki bir dağ niye ağlar? Hıdır Ercan’ın da hayat hikâyesi böyle bir şey. Yaklaşık on yıldır yüreğinde dil yarası var. Bir baba olarak başvurmadığı yer kalmamıştır. Tüm kapılar yüzüne bir bir kapanmış, yetmiyormuş gibi tehdit görmüş, mahpus damlarında kalmış. Kararlı mücadelesinden dolayı yerinden yurdundan edilmiş! Ama bülbül misali, ax anadilim, vax welat demiş başka da bir şey dememiş. İşsiz kalmış, aç ve susuz kalmış! Şimdi biz soralım, 11 çocuklu Hıdır Ercan yanıtlasın. 

2002 yılından beridir Milli Eğitim sistemine karşı mücadele veriyorsunuz; sebebi ne?

Sebebi açıktır. Bir insan anadilinde şayet eğitim görmüyorsa, o insanı öldürsen daha iyidir. Ben çocuklarıma Kürtçe isim koyduğumda da bana zorluk çıkardılar. Bunun üzerine hep mahkeme kapılarında süründüm. Bazılarına geçici isim taktım, sonra kazanınca o eski isimleri kullanmaya başladım. Mesela Öcalan, Mazlum Doğan ve Dersim isimleri mahkemelik oldu. Bunları kazandım. Çünkü bu isimler nüfusta kullanılmış isimlerdi. Welat Şervan, ‘W’den dolayı kabul edilmeyince, ben de Bahoz Erdal ismini koydum. Fakat bu ad da kabul edilmedi. Halen mahkeme devam ediyor. Mesela Dersim ismini, mahkeme iki kez reddetti. Sonunda bir üst mahkeme lehime karar verdi. Geçici koyduğum Dilan ismi nihayet Dersim oldu.

Çocukların için anadilde eğitim istiyorsun. Mardin’de bununla ilgili başına neler geldi?

Vallah başıma gelmedik iş kalmadı. Ama ben direnmeye devam ettim ve halen devam ediyorum. Bu, Kürt halkına yapılmış bir haksızlıktan öte, bir zulümdür. Ben bir taraftan isim mücadelesi verirken, çocukların eğitim yaşı gelince, bu kez anadilde eğitim hakkı için mahkemelik oldum. Mardin Valiliği’ne verdiğim dilekçenin yanıtı gecikince, çocuklarımla valiliğe gittim. Çıkışta sivil polisler beni çocuklarımdan ayırıp, başıma çuval geçirdiler. Dosdoğru beni sorguya götürdüler. O gece beni çırılçıplak edip, sabaha kadar eziyet ettiler. Sonra mahkeme beni tutukladı. Üç ay tutuklu kaldım. Davam Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne gönderildi. Hakkımda ‘Terör örgütüne yardım ve yataklık’ davası açılmıştı. İlginç değil mi? Üç ayın sonunda tahliye oldum. Sonra beraat ettim.

Peki, çıktıktan sonra ne oldu, neler yaşadın?

Nakliye arabalarında şoför olarak çalışıyordum. Bu olaylardan sonra hep polis tarafından rahatsız edildim. Bana “Şayet bu alışkanlıklarından vazgeçersen, devlet çocuklarını okutacak, sana daha iyi bir iş bulacak. Ben tekliflerini kabul etmeyince, hem beni, hem de çocuklarımı tehdit etmeye başladılar. Durum böyle olunca, İstanbul’a göç etmek zorunda kaldım.

İstanbul’a göç ettikten sonra, mücadelene devam ettin. Bize oradaki olayları anlatır mısın?

Bu mücadelemin uzun soluklu bir mücadele olacağını tahmin etmiştim. Bir de her şeyi göze alan bir kişiyim. Benim anadilim benden yasaklanırsa, ben ölmüşüm demektir. Ben dilimle varım. Aşkımı, öfkemi, ağıdımı, halaylarımı dilimle söylemesem, rüzgârlara karşı sallanıp duran dilsiz bir ağaçtan farkım kalmaz. Bu, çocuklarımı nüfusa kaydettiğimden beri devam edip gelen bir mücadeledir.

İstanbul’a gittiğimde çocuk sayısı çoğaldı. Yeni çocuklarımı okula kaydederken, diğer yandan anadilde eğitim hakkı için, okula, M.E. İl müdürlüğüne, Milli Eğitim Bakanı’na (Hem Nimet Çubukçu’ya, Hem de Ömer Dinçer’e) Cumhurbaşkanı’na, Başbakan’a, Meclis Başkanı’na, Meclis İnsan Hakları Komisyonu’na ve BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’a dilekçeler gönderdim.

Anadilin seçmeli olduğu nerede görülmüştür. Bu onur kırıcı bir durum olduğu gibi, aynı zamanda çocuk haklarına aykırı bir durumdur. Ben bunu asla kabul edemem. Türk halkı hangi hakka sahipse Kürt halkı aynı haklara sahip olmalıdır. Neden bize hep ölüm düştü? Bu ölümler, bu haksızlıklar yüreğimizi kanatıyor. Gözyaşımızı sildiğimiz mendilimiz niye kanlıdır? Bir bilen var mıdır?

Evde anadil ile ilgili çocuklarınla konuşurken, oğlun Mazlum Doğan, sana ne dedi? Bir de yalnız başına mı bu boykot kararını aldınız?

İlkin sonundaki soruya yanıt vereyim. Oldum olası tüm kararları çocuklarımla alıyorum. Zaten kavgamız Kürtçe adların yazılmamasıyla başladı. Tartışma oradan geliyor. Bu tartışmayı dinleyince, çocuk durumu kavrıyor. Bir de çocuk evde Kürtçe konuşuyor. Türkçe’yi okulda mecburen öğreniyor. Türkçe onun için bir yabancı dildir.

Birinci sorunuza gelince; Bir tatil günüydü, Mazlum Doğan; “Baba ben okula gitmem” dedi. Neden diye sorduğumda; “her sabah andımızı okurken sınıfta saatlerce düşünüyorum ve psikolojim bozuluyor” dedi. Kendisine “herkes okuyor sen de oku ne olacak?” dedim. “‘Türküm, doğruyum’ diyorum, ama ben Türk değilim. Dolayısıyla yalan söylediğim için doğru değilim.” Böylece aileye sorun olarak bu konu da dâhil edildi.

Okulda çocuğu olan tüm velilere, andımızı reddeden bir dilekçe vermelerini öneriyorum. Çağ dışı bu vahşetin kalkması gerekir.

Fazla uzatmayayım. Eğer taleplerim karşılanmasa, ilkin mahkemelere gitmem. Şayet beni zorla götürürlerse, orada Kürtçe konuşur ve mahkemeden Kürtçe yanıt beklerim. Sonra bana verdikleri vatandaşlık kimliğini oraya bırakır çıkarım. Bana geriye Kürtçe eğitim veren bir ülkeye gitmek kalır. Ben 11 çocuğumla, dilim ve onurumla yaşamak istiyorum.
 

Geriye bize Hıdır Ercan’ın çocuklarının isimleri kaldı. Unutmadan bunca serüven yaşayan bu çocukların isimlerini de yazalım. Gökhan Ercan (1988), Rıdvan Ercan (1989), Handan Ercan (1992), Rojda Ercan (1993), Muhammed Ercan (1995), Dersim Ercan (1997), Mazlum Doğan Ercan (1999), Öcalan Ercan (2000), Mahsun Korkmaz Ercan (2002), Bahoz Erdal Ercan (2005), Şoreşger Beritan Ercan (2006)...

 



Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, halklara ve inançlara saldıran, nefret suçu ve cinsiyetçi söylemler içeren, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Editörün Seçtikleri

Video Galeri

Bugün Yazanlar

Tüm Yazarlar

Arşiv

Özgür Gündem Birinci Sayfa

Cümle Alem

Qırıx


Okurlarla Başbaşa

Medya Diyalog

Özgür Blog'tan...