Çatak’a bakın hakikati görün

Çatak’a bakın hakikati görün

Çatak denildiğinde aklıma toplu mezarlar gelir. Hiç görmediğim bir yer Çatak.
Meral ÇİÇEK

Herkesin kişisel haritasında yaşanmış bir olayla özdeşleşmiş şehir isimleri bulunur. Hani, o şehirden söz edildiğinde akla hemen bir olay, o olayın insanda yarattığı duygular -kimi zaman sevinç, kimi zaman acı, özlem- gelir. Herhangi bir günün herhangi bir vaktine ait bir yaşanmışlık ile koparılmaz bir bağ kurar şehir ve hafızada o bağ ile yer edinir. Ve mekan ile olay artık bir olur.

Benim kişisel haritamda Van’ın Çatak ilçesinin yanında “toplu mezar” yazılı. Çatak denildiğinde aklıma toplu mezarlar gelir. Hiç görmediğim bir yer Çatak. Ve hayatımda hiçbir toplu mezara da ayak basmadım    -en azından öyle sanıyorum... Ama buna rağmen Çatak benim için toplu mezar demek. Neden mi? Çünkü yıllar önce Çatak ismini ilk olarak, Andrea Wolf’un arkadaşları tarafından hazırlanan bir kitapta okuyup, okurken de düşük sesle telaffuz etmiştim. Kürtçe’de adı ‘Şax’dır. Çatak... Şax.... Birbirine benzemeyen fakat sözlüğümde anlamı değişmeyen iki ad.

Oranın insanları 23 Ekim 1998 gününü iyi hatırlar. İsteseler de unutamazlar ya. Bir hafta öncesinde Hakkari, Şırnak ve Van üçgeninde 17 taburluk askerle operasyon başlatılır. Kobra tipi helikopterler ve zırhlı araçların da destek verdiği bu operasyonun, PKK’nin 1 Eylül’de başlattığı ateşkes sürecinin henüz başında yapıldığı vurgulanmalı. Operasyonun tanığı olan Selahattin Elçi adlı PKK’linin anlatımlarına göre, Türk ordusu 21 Ekim gecesi Beytüşşebap alanından da operasyon başlatır. Ertesi gün, ateşkes konumundaki PKK’lilerin bulunduğu Masîro-Tahtareş alanı kobralarla vurulur. Helikopterlerle indirmeler yapılır. Çok yönden karadan ilerleyen askerler araziyi tutmaya başlar. 23 Ekim’de, PKK’lilerin yöneldiği Kelehê köyü yakınlarında yeni bir çatışma başlar. Havadan kobralar da vurmaya başlayınca 12-13 PKK’li, büyük bir kayanın altına sığınırlar. Onların büyük bir kısmı, noktaya giren askerlerce öldürülür. Başka bir grup PKK’li ise bir mağaraya sığınır.

Silah ve teçhizatın tükenmesi ve mağaranın tamamen kuşatılması üzerine PKK’lilerin büyük kısmı dışarı çıkar. Aralarında, Almanya’dan dağlara giden Ronahî kod adlı Andrea Wolf da var. Türk komutanlardan biri Wolf’a hangi ülkenin vatandaşı olduğunu sorarak ağır hakaretlerde bulunur.

Çatak’ta insanlık kurşuna dizildi!

Bir süre sonra Wolf, yanındaki silahsız arkadaşları ile otomatik silahlarla taranıp infaz edilir. Mağaranın içine ise 8 el bombası daha atılır. Ateşkes konumunda olan onlarca PKK’li, teslim alındıktan sonra, yani silahsız iken kurşuna dizilir. Bir değil, onlarca insan. Barışın önünü açmak uğruna silahların bir tarafta susturulduğu bir dönemde...

Cenevre Sözleşmesi’ne ancak gülen bir devletin sayısız savaş suçlarından biri. Zira silahsız savaşçıların öldürülmesinin uluslararası hukuktaki adı suçtur. Ama işte bununla da kalınmaz. Şimdi dersiniz, bunun ötesi var mı? Ölümden ötesi var mı? İnsanın dili varmıyor ama evet, bunun ötesi de var. Anlatmayacağım. Anlatamaz kimse oradaki canlı ve cansız bedenlere yapılanları...

“Şimdi neredeler, diye sorar ağıtlar-şiirler/Sanki hâlâ varmışlar gibi/Dün olabilecek bir yerde onlar” der kayıplar ülkesi Arjantinli şair Borges. 41 canın yakınları, tam 13 yıldan beri bu soruyu sorup duruyor. 41 can. Adları mı? Evrim Açan, Şêxmûs Hasan, Cevdet Tatar, Teyar Misto, Ayten Ene, Agirî, Botan, Kamuran İnalkaç, Enver Süleyman, Leşker, Kemal, Tekoşer, Neriman Ahmet, İbrahim Ercan, Fevzi Muhammed, Sipan, Selman, Habib İbo, Dilbirîn, Xezal, Şerife Erdoğan, Fatih Yalçınkaya, Şiyar, Andrea Wolf, Minteha Ali, Yerivan Yıldız, Adife Aslan, Cahide, Diyar, Newroz, Xelat.

Şimdi neredeler? Şırnak’ın Beytüşşebap ile Van’ın Çatak ilçesi sınırındaki Kelehê köyünün yakınlarındaki mağaradalar mı? Bu sorunun yanıtını bulmak için geçtiğimiz haziran ayında, Ekim 1998’deki operasyonda hayatını kaybeden PKK’lilerden Kamuran İnalkaç’ın yakınları, İHD Van Şubesi temsilcileri ve Kelehê köylülerinin yardımı ile olay yerine gider. Ve tamamen yıkılmış mağaranın altında ve etrafında gerçekten de PKK’lilere ait giysiler, yemek ve içecek kapları, şûtikler, battaniyeler ve kesk û sor û zer kolyeler bulunur. Mağaranın taşları altında ise çok sayıda insan kemiği...

Suç duyurusunda bulunacaklar

Şimdi ise yeniden o mezara gidilecek. 13 yıldan beri o kayalıkların altında bulunmayı bekleyenlerin yakınları ilk defa yitirdiklerinin gömüldüğü taşlara, topraklara dokunacak. Gerçek bir mezar değil. Belki altında yatan bir can vardır diye toprağına usulca basılan koca bir coğrafyayı görünmez bir mezarlığa dönüştüren toplu mezarlardan sadece biri. 41 canın yakınlarının henüz karanfil birakabileceği, ağlayabileceği gerçek bir mezarları yok. Biraz da, hiç olmazsa bir mezar taşları olsun diye o zor yolu yürüyecekler.

Eylülün ortasında mağaraya yapılacak bu yürüyüşte kendilerine uluslararası bir heyet de eşlik edecek. 14 Eylül’de Türkiye’ye giriş yapacak olan heyetin içinde Almanya, İsviçre ve bir başka kayıplar ülkesi olan El Salvador’dan milletvekilleri, hukukçular, doktorlar, çeşitli kadın ve insan hakları örgütleri ile sendika temsilcileri ve Andrea Wolf’un arkadaşları yer alacak. 30 kişiden oluşan heyet, aynı gün İstanbul’da basın toplantısı düzenleyerek, amaç ve taleplerini deklare edecek. Ardından ise Van’a gidilecek. Van’da, mezarın bulunduğu yerde gerçekleştirilecek anmanın ardından sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunulacak. Ayrıca toplu mezarın, bağımsız ve uluslararası uzmanların gözetiminde resmi düzeyde adli incelemeye tabi tutulması için başvuru yapılacak.

Çatak’taki katliamdan sonra Almanya’da kurulan “Andrea Wolf ve Diğer Savaşçıların Ölümünün Aydınlatılması İçin Uluslararası Bağımsız İnceleme Komisyonu” (IUK), son 13 yılda söz konusu toplu mezarın bulunup usullere uygun açılması için çok ciddi çalışmalar yürüttü. Başlatılan yeni girişimde de önemli bir rol oynuyorlar. IUK’dan Oskar Schmid, sorumluların yargılanmasını hedeflediklerini vurgularken, çok önemli bir ayrıntıya da dikkat çekiyor: “Bu eylem aynı zamanda hem unutmaya hem de Güney Afrika olsun, Latin Amerika olsun, Türkiye olsun, bu ülkelerdeki cezasızlığa karşı enternasyonalist bir duruştur. Kürdistan’a gidecek olan uluslararası heyet Türkiye’deki savaş suçlarının aydınlatılması için katkıda bulunmak istiyor. Ayrıca o katliamın aydınlatılması ve faillerin yargılanması için de gereken siyasi baskıya güç sunmak istiyor. Bu nedenle inisiyatifimiz kendini, insan hakları için, işkence ve faillerin cezasızlığına karşı dünya çapında yürütülen bir kampanyanın bir parçası olarak görüyor.”

 

Şehirlerin çengelinden dağlara...

15 Ocak 1965’te Münih’te ikizi Tom ile birlikte dünyaya gelen Andrea Wolf, Haidhausen’de büyür. Oldukça erken yaşlarda siyasi çalışmalara katılır. 1980’li yılların başında mücadele, sanat, punk ve politika arasındaki sınırları eritmeyi amaçlayan “Freizeit 81” hareketine katılır. Henüz 16 yaşındayken bu hareketteki eylemleri nedeniyle Bavyera’nın kötü şöhretli kadın hapishanesi Aichach’ta 6 ay tutuklu kalır. Hem Almanya hem de farklı ülkelerdeki siyasi tutsaklara duyarlılığı belki de burdan gelir. 1985’ten itibaren özellikle eski ve yeni Nazilere, atom enerjisine ve dünya ekonomi zirvesine karşı örgütlenir. 1986’da Frankfurt ve Offenbach’a gidip, burada otonom kadın hareketinde, işgal hareketinde ve yereli aşan protesto yapılarının inşasında yer alır. Bir yıl sonra tekrar tutuklanır, 3 ay cezaevinde kalır. Serbest bırakıldıkan sonra özellikle radikal sol gruplar arasındaki bağı güçlendirmeye adar kendini, farklı devrimci örgütleri daha yakından tanımak için Kuzey, Orta ve Güney Amerika’yı gezer. Her an Alman istihbaratının takibi altındadır. RAF’ın Weiterstadt Cezaevi bombalama eyleminde yer aldığı iddia edilir, oysa o zaman Orta Amerika’dadır. Ev baskınları çoğalınca ve sorgulanacağı haberi gelince Almanya’nın dışına çıkmaya karar verir. Daha sonra ise 1997’nin başında önce Lübnan’a, oradan da Bölge’ye gider. 23 Ekim 1998’de dağda vurulduğunda 33 yaşındadır.

Andrea Wolf’un arkadaşları, 14-25 Eylül tarihleri arasında Bölge’ye gidecek uluslararası heyetin çağrısı www.dazwischengehen.de adresinde okunabilir. Bu çalışmaya maddi katkı sunmak isteyenler Angelika Lex, Rechtsanwalt-Ander-Konto, Genossenschaftsbank Bankleitzahl 701 694 64, Kt-Nr: 32 72 71 hesabı üzerinden destekte bulunabilir.

 



Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, halklara ve inançlara saldıran, nefret suçu ve cinsiyetçi söylemler içeren, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Editörün Seçtikleri

Video Galeri

Arşiv

Özgür Gündem Birinci Sayfa

“Binevş”

Cümle Alem

Qırıx


Okurlarla Başbaşa


Medya Diyalog


“Özgür