Bir üretim ve yaşam biçimi olarak kooperatifler - II


Abdullah AYSU
Güncellenme : 07.07.2013 06:34

Mevcut halleriyle kooperatifler çoğu zama, üreticiyi daha ucuza kimyasal alıp üretimini tarım şirketlerine eklemleyen bir sürece mahkum ediyorlar. Oysa kooperatifler yanlış sistemin karşısında direnç noktası olabilecek, başka bir dünyayı, yaşamı, kültürü gerçekleştirmede alternatif oluşturabilecek bir potansiyele sahiptir


Başka bir kültür, başka bir dünya

Kooperatif örgütlenmesi, bir üretici dayanışması olarak yeni bir çiftçiliğin, daha doğrusu aslında eski aile çiftçiliğinin yeniden inşasının temel örgütlenmeleri olabilir ve olmalıdır. Kooperatif türleri ve örgütlenmesi üzerine bilgi vermeye devam edersek eğer, TSKB ile sürdürebiliriz.

Tarım Satış Kooperatifleri

Küçük çiftçiler pazarlama konusunda yeterli bilgi ve beceriye sahip olmayabilirler. Ürünlerini sattıkları tüccarlar, çiftçilere göre daha örgütlüdür. İç ve dış piyasaları çiftçilerden daha iyi tanır. Bu nedenle çiftçiler, iç ve dış şirketler (tüccarlar) karşısındaki dezavantajlarını ortadan kaldırmak için Tarım Satış Kooperatiflerini kurmalı ve ürünlerini bir elden satmalıdırlar.

Bu anlattıklarımızdan iç ve dış ticaretin tamamen kooperatifleşmesi gerektiği anlaşılmasın. Çünkü Tarım Satış Kooperatifleri de özel teşebbüssün bir başka yönünü oluşturur. Ama iyi yönetilmesi ve kurgulanması halinde üretilen ürünlerin değerinde satılması, yani alınterinin karşılığının alınabilmesi için önemli bir araç olarak da işlev görürler.

Pazar için üretim yapan küçük ve orta ölçekli çiftçilerin tek başlarına çalışmasının zorluğu bilinen bir gerçekliktir. Ayrıca günümüz dünyasında, büyük iç ve dış pazarlara satış için, satışın büyük hacimde olması gerekir. Tarım Satış Kooperatifleri de küçük ve orta ölçeklere sahip çiftçilerin ürettiği ürünleri birleştirerek (hacmi genişleterek) satabilmek için önemli bir örgüt görevi görür. Tarım Satış Kooperatifleri, sattıkları ürünlerin kalitesini garanti ederek, iç ve dış pazarlara, dolayısıyla tüketicilere güven verirler. Başka bir deyişle kooperatifler sattıkları malın kalitesini tüccara oranla daha kolay ve doğrudan garanti eder. Hile yapmazlar. Hile yapmaları halinde bundan son kertede yine çiftçinin (dolayısıyla kooperatifin) zarar göreceğini bilirler.

Tarım Satış Kooperatifi, sattığı malın pazarda iyi isim yapmasına dikkat eder. İsmine gelecek olan en küçük bir lekenin onun ciddi zarar etmesine neden olacağını bilir. Bu sebepten kooperatif, tüccar gibi sattığı malın kalitesinde asla hile yap(a)maz. Tarım Satış Kooperatifleri, ayrıca iyi, kaliteli ürün üretebilmeleri için üyelerine teknik bilgi ve araç gereç desteği sağlar.

Köy Kalkınma Kooperatifleri

Tek amaçlı tarım kooperatiflerinden ayrı olarak çok amaçlı tarım kooperatifleri de var demiştik. Çok amaçlı kooperatiflere en iyi örnek “Köy Kalkınma Kooperatifleri (KKK)”dir.

Köy Kalkınma Kooperatifleri, yönetim ve faaliyetlerinde bağımsız kuruluşlardır. Bu kooperatiflerde devletin rolü, kooperatiflerin kuruluşlarını özendirmek, onlara yol göstermek, genel kooperatifçilik ve teknik konularda eğitimlerini sağlamak, kooperatif ve ülke koşullarına uygun yatırım faaliyetlerini sağlamak üzere teknik yardım, danışmanlık yapmak ve bu faaliyetler için gerekli, finansman olanaklarının hazırlanmasında yardımcı olmaktan ibarettir.

Köy kalkınma Kooperatiflerinin bağımsız olması, onların en önemli özelliğidir. Bilindiği gibi, Tarım Satış Kooperatifleri 2002 yılına kadar, Tarım Kredi Kooperatifleri ise halen devlet vesayeti altındadır. Köy Kalkınma Kooperatiflerinin bir başka önemli özelliği ise, hepsinin yatırımlarını köyde yapmış olmalarıdır. Bu kooperatifler sayesinde, köylerde çeşitli fabrikalar, mandıralar, depolar, seralar kurulur. 1987 verilerine göre, Köy Kalkınma Kooperatifleri ve Birlikleri hayata geçirdikleri proje sayısı 1673’tü. Bunun 157’si tarım, 225’i gıda ve içki, 83’ü dokuma, 21’i orman ürünleri, 3’ü maden sektöründe, 22si pişmiş kil ve çimento, 19’u diğer konularda aaliyet gösteriyorlardı.

Köy Kalkınma Kooperatifleri faaliyetlerini dış desteklerle değil kendi iç dinamikleriyle yani kırsalda kazandıkları değerleri yine kırsalda yatırıma dönüştürerek gerçekleştirirler.

Türkiye’de çok amaçlı köy kalkınma kooperatiflerinin kurulması tek amaçlı kooperatiflere göre yenidir. Tek amaçlı tarım kooperatifi olan Tarım Kredi Kooperatiflerinin kuruluş tarihi 1863, Tarım Satış Kooperatiflerinin kuruluş tarihi ise 1911 yılına kadar gider. Çok amaçlı tarım kooperatifi olan Köy Kalkınma Kooperatiflerinin kuruluş tarihi ise 1965’tir.

Köy Kalkınma Kooperatifleri, ilk kuruldukları 1965 yılında Türk Ticaret Yasası’nın Kooperatif Şirketlere ilişkin hükümlerine göre şekillendirilmişlerdi. Daha sonra ise 1969 yılında çıkarılan 1163 Sayılı Kooperatifleri Kanunu’na tabi oldular.

1965 yılında, Köy İşleri Bakanlığı tarafından kuruluşu desteklenip özendirilen Köy Kalkınma Kooperatifi sayısı 58’di. “Bakanlıklar ve ilgili kuruluşlar arası koordinasyon komitesince, yurtdışına işgücü göndermelerinde kooperatif kuran köylülere öncelik tanınması projesi” uygulamaya konulmasıyla ortaklarına işçi olarak yurtdışına gitme olanağının sağlanması sonunda yurt yüzeyine yayıldı, yaygınlaştı. Sayıları 1966’da 558’e, 1971’de 2270’e, 1974 yılında ise 6000’e ulaştı. Ortak sayısı ise 745 bini bulur. 1989 yılı sonu itibariyle kooperatif sayısı 5275, ortak sayısı 468 bin 810, birlik sayısı ise 63’tü.

1989 yılında Köy Kalkınma Kooperatifleri için frene basıldı, Köy Kalkınma Kooperatifleri’nin adı, “Tarımsal Kalkınma kooperatifleri” olarak değiştirildi. 1990’da Tarımsal Kalkınma Kooperatifleri adıyla tescillenen 3520 kooperatifin ortak sayısı 522 bin 500, birlik sayısı ise 73 idi. 1993 yılında Tarımsal Kalkınma Kooperatifi sayısı 3895, ortak sayısı 541 bin 218, birlik sayısı ise 32 oldu.

\"\"

Aşağıdan hareket

Kısacası, Köy Kalkınma Kooperatifleri, gerçek anlamda kurulmuş ilk çok amaçlı kooperatiflerdir. Tek amaçlı kurulmuş olan (Tarım Kredi Kooperatifleri, Tarım Satış Kooperatifleri) diğer kooperatifler de zaman zaman amaçları dışında bazı işlevler üstlenmişlerdir. Ama tek amaçlı kooperatifler o tek amaçlarını hep sürdürmüşlerdir. Köy Kalkınma Kooperatifleri ise her yerde çok amaçlı olarak kurulmuş ve kırsal alana gerçek anlamda bağımsız, demokratik kooperatifçiliği getirmişlerdir. Köy Kalkınma Kooperatifleri Türkiye’deki kooperatifçilik geleneğinde önemli bir kilometre taşıdır.

Kırsalda kazanılan değerlerin yine kırsala yatırım olarak döndürmesi Köy Kalkınma Kooperatifleri’nin bir başka önemli işlevidir. Çünkü tek amaçlı tarımsal kooperatiflerin sırtından ticaret ve sanayi kesimine para ve olanak aktarılmış, tek amaçlı Tarım Kredi Kooperatifleri de şirketlerin ürettiği üretim girdilerini çiftçilere pazarlamış ve satmışlardır.

Ayrıca, Köy Kalkınma Kooperatifleri kırsalda yukarıdan şekillendirilmemiş, tabandan gelen bir kooperatifçiliği uygulamış ve geliştirmişlerdir. Köy Kalkınma Kooperatifçiliği uygulamasına kadar, ülkemizin kırsal alandaki kooperatifçiliği hep devlet tarafından, yukarıdan yapılandırılmış, bu nedenle kooperatiflerin gelişmesinde üreticilerin payı hep az olmuştur.

Bürokratlar, kuruluş aşamasında Köy Kalkınma Kooperatifleri’ne şiddetle karşı çıkmışlardır. Çünkü sadece devletin kooperatiflere karşı olan görevlerini yürütmekle yükümlü olan bürokratlar, kooperatifleri yönetme görevinin de kendilerine ait olduğunu sanıyorlardı. Oysa kooperatiflerin gerçek sahibi bürokratlar değil, ortakları olan üreticilerdir. Ortakların kooperatiflerini yönetmede bağımsız olmaları da temel haklarıdır. Köy Kalkınma Kooperatifleri’nin başardıklarına bakıldığında üreticilerin kooperatiflerini yönetebileceklerini kanıtladıkları da rahatlıkla görülür.

Başka bir üretim

Şu ana kadar, kooperatiflerle ilgili mevcut durumu aktarmaya çalıştık. Oysa kooperatiflerin mevcut sistem içinde küçük-orta ölçekli çiftçiyi sömürü düzeneklerinden koruyacak bir sığınak olarak işlev görmesi için daha donanımlı bir şekle bürünmeleri ve hedeflerini yeniden düzenlemeleri de gerekiyor. Mevcut halleriyle kooperatifler çoğu zaman, üreticiyi daha ucuza kimyasal alıp üretimini tarım şirketlerininkine eklemlendiren bir sürece mahkum ediyorlar. Oysa kooperatifler yanlış sistemin karşısında direnç noktası olabilecek, başka bir dünyayı, yaşamı, kültürü gerçekleştirmede alternatifler oluşturabilecek bir potansiyele de sahipler. Bu nedenle de yeniden ele alınmaları gerekir.

Sömürüsüz bir sistem için

Başka bir dünya, sömürüsüz bir sistem oluşturabilmenin yanında, yaşam kalitesini artırma, kültürünü korumakla mümkün olabilir. Bunun için üretim sürecinden başlayarak yerel tohum ve yerel üretimin gerçekleştirilmesi, alınterinin karşılığının eksiksiz alınması, tüketicilerin sağlıklı gıdayla buluşturulması ancak yerel pazarın esas alınmasıyla mümkün olur.

Yerel tohum/yerel üretim

Tohumun tarım ve gıdanın başlangıcı olduğu biliniyor. Halen süren tarımsal üretim tarzında kullanılan tohum genellikle hibrit, kullanılmak istenen ise GDO’lu tohumdur. Hibrit ve GDO’lu tohumlar ise neslini devam ettirmeyen tohumlardır. Bu da bağımlı ilişkileri tesis eder, sömürüyü kalıcılaştırır.

Bu tohumlar, toprağa saçıldıktan sonra onlardan verim elde edebilmek için sentetik/kimyasal gübre kullanmak, sentetik gübreyi bitkinin alabilmesi için de bol su vermek gerekir. Bol su ve bol gübre ile buluşan toprakta yabancı ot tohumları da hızla gelişir. Bitkilere zarar verecek olan haşereler, böcekler de yumurtalarını bu yabancı otların yapraklarının altına bırakır. Ürünleri yiyerek zarar verecek böcekleri öldürmek ve yabani otları ortadan kaldırmak için de bu kez kimyasal ilaç kullanılması icap eder. Bu işlemlerden sonra elde edilen ürün kimyasallı/zehirli olur. Sağlık riski oluşturur. Ekolojik denge bozulur. Kullanılan kimyasal gübreler, ilaçlar ve fosil yakıt nedeniyle küremiz daha fazla ısınır.

Doğayı korumak

Oysa insanlık, tohumların özgürce yeniden üretimi ve tohumlara demokratik ulaşım sayesinde gelişti.

Yerel tohumlar, bağrında çıktığı bölgenin toprağıyla her zaman uyum içindedir. Yereldeki iklim koşullarına mukavimdir. Olası iklim değişikliklerine karşı daha fazla direnç gösterebilir. Çünkü bölgenin özelliklerini taşmaktadır. Bu özelliklerini ürününe aktarır, üretilen ürünlerden tekrar alınan tohumlarla üretime devam hem çiftçiyi bağımlı ilişkilere mahkum etmez hem yörenin hastalık etmenlerine karşı da daha dirençli olur. yerel tohumlardan elde edilmiş ürünlerle beslenen insanlar da daha dirençli olur. Halkımız, yerel tohum için;  “huyu, suyu bize benzer” der. Yerel tohumlar fazla ilaç kullanmayı gerektirmez. Yöredeki bazı bitkilerden doğal yoldan elde edilen ilaçlarla canlıları yok etmeden irite etme yöntemleri kullanılarak doğal avcılarıyla buluşturulabilir. Böylece ekolojik denge de korunacağı gibi, bu yolla elde edilen ürünlerde sağlık için risk oluşturacak kimyasal kalıntılar oluşmaz. En önemlisi de yerel tohum ve yerel üretimle elde edilen ürünler yöre insanın metabolizması ile de uyum olacağından sağlık riski azalır. Yerel tohum ile yapılan yerel üretim, doğanın tüm bileşenlerini, ekosistemleri, kültürleri ve yerli halkın bilgisini içerir. Çeşitlilik bizim yaşam biçimidir. Gelecek nesiller için, gezegenimizin toprak, su, flora, fauna ve mineralleri gibi doğal varlıkların korumasını, sağlıklı gıda üreten ve doğayla barışık tarım teknikleri kullanmasını gerektirir. Dolayısıyla doğal kaynakları tehdit eden genetik manipulasyon teknolojileri kullanılmamalıdır.

Özetle yerel üretimle, çevre zarar görmez, beslenme kültürü korunur, ekolojik toplumun gereği yerine getirilmiş olur.


Darbe kooperatifi de vurdu

1969 yılında 1163 sayılı Kooperatifler Yasası’nın çıkmasıyla birlikte Köy Kalkınma Kooperatifleri’ne demokratik olarak üst örgütlenme yolu da açıldı ve 1971 yılında Ankara’da kısa adı “KÖY-KOOP” olan merkez birlik kuruldu. Bölge Birlikleri ve Merkez Birliği’nin ömrü 1980 yılına kadar sürdü. KÖY-KOOP 12 Eylül 1980’de askeri ihtilal yapanlar tarafından kapatıldı. Daha sonra birliklerin bir bölümü ve Merkez Birliği yeniden faaliyete geçti.


Köy Kalkınma Kooperatifleri nedir?

Yerleşim sahasını düzenlemek, çiftçi işletmelerini verimli hale getirmek ve her türlü ürünlerin ve mamullerin pazarlanmasını düzenleyerek kazançlı yola koymak,

Ortakların, mesleki ve gerektiğinde zati tüketim ihtiyaçlarını da karşılamak,

Tabii kaynaklardan faydalanılması, köy sanayiinin kurulmasını sağlayan çalışmalara katılmaktır.

Köy Kalkınma Kooperatifleri amaçlarına ulaşmak için çalışma konularını ana sözleşmelerinde ayrıntılandırmışlardır.

Çalışma konularının özeti şöyle;

  • Tarımsal işletmelerin planlanması,
  • İhtiyaç duyulan taşınır ve taşınmaz malların, araç ve gereçlerinin üreticilere tahsisi,
  • Ürünlerin saklanması, işlenmesi ve pazarlanması,
  • Hayvancılığın geliştirilmesi,
  • Kooperatifçilik eğitiminin yapılması,
  • El sanatlarının geliştirilmesi, değerlendirilmesi,
  • Ortaklara kredi sağlanması,
  • Ortaklara her türlü sigorta hizmetlerinin sağlanmasında aracılık edilmesi,
  • Turizm faaliyetlerinde bulunma
  • Ortaklarlın taşıma gereksinimlerinin görülmesi,
  • Elektrik gereksinimlerinin sağlanması,
  • Ortakların kültürel ve sağlık koşullarını geliştirme,
  • Maden ve enerji kaynaklarının geliştirilmesidir.


1989 yılında Köy Kalkınma Kooperatifleri’nin ismi Tarımsal Kalkınma Kooperatifleri olarak değiştirildi. Tarımsal Kalkınma Kooperatifleri’nin anasözleşmesinde amaç, biraz farklı kelimelerle ifade edilse de Köy Kalkınma Kooperatifleri’nin amaçlarıyla aynıydı:

Ortakların her türlü bitkisel, hayvancılık, ormancılık konularındaki istihsalini geliştirmek ve ihtiyaçları ile ilgili temin, tedarik, işletme, pazarlama, değerlendirme faaliyetlerinde bulunmak,

Ortakların ekonomik ve sosyal yönden gelişmelerine yardımcı olmak, iş sahası temin etmek,

Ortakların ekonomik gücünü artırmak için tabii kaynaklardan faydalanmak, el ve ev sanatları ile tarımsal sanayinin gelişmesini sağlayıcı tedbirler almak.

YARIN: Yerel pazar ve küçük çiftçilik

 


Bookmark and Share