Kırklar Dağı


Ali Haydar Elyakut / Karabük T Tipi Cezaevi
Güncellenme : 03.05.2013 10:25

Demokratik Toplum Kongresi’ne yaptıkları bir ziyaret vesilesiyle Amed’de, Kırklar Meclisi’nin kurulduğunu öğrenmiş olduk. Amed’in bu kutsal ve efsanevi meclisinin ismini dirilterek örgütlenenlere selam olsun. Kırklar Meclisi’nin asıl mekanında, yani Kırklar Dağı’nda toplanması yakışır. Tez elden işgal altındaki kutsal yerlerini kirden, betondan temizlemeyi gündemlerine alacaklarını umut ediyorum. Amed’in yoksul çocukları kulaklarına Kırkların efsaneleri üflenerek büyür ve hayata karışırlar. “Kırkların” anlamını bilir Amed çocukları. Zahitler bir tek onlara açıkladı sırrı.

Efsaneye göre, bir zamanlar Kırklar Meclisi yönetirmiş Amed’i. Tanrı-krallar, “Allah’ın yeryüzündeki gölgesi” sultanlar çağında bu kadim kent, hepsi de birbirine eşit Kırk bilgeden oluşan bir meclisle yönetilirmiş. Daha ortada ne Kral Arthur var, ne de onun eşitlerden müteşekkil yuvarlak masa şövalyeleri. Daha da garibi, hiç kimse bu bilgelerin kimler olduğunu bilmez. Görünmez ve bilinmezdirler. Bu bilgeler şehrin sorunlarını öğrenmek, en basitinden en mühimine şehir sakinlerinin sıkıntılarını tespit edip çözüm bulabilmek için, kedi kılığına girip şehrin dört bir mahallesine dağılır, konuşanlara kulak kabartır, şehrin nabzını tutarlarmış. Hatırlatırım ki, zaman ne kimliğini gizleyen kar maskeli Zapatistaların ortaya çıktığı, ne de anketlerle kamuoyu yoklama yöntemlerinin bulunduğu zamanlardır.

Kırklar, kedi postuna bürünüp şehre karıştığından, Amedliler gördükleri her kediye bilgelerden biriymiş gibi bakar ve gereken sevgiyi asla esirgemez. Biraz da bu nedenle Amed kedi sever bir şehirdir. Bakmayın siz özenti ‘burjuvalarımızın’ yeni yeni köpek beslemeye başlamalarına. Dünyada kedilere sınırsız özgürlük ve sevgi gösteren biricik şehir olarak kalmaya devam edecek Amed. Köpeğin yalaka sadakatine karşılık, kedinin evcilleştirilmeye gelmez tırnakları hep duracak orda.

Ancak masallarda karşılaşılabilecek kasr-ı saadetini yaşamaktayken bütün kent, kadir kıymet bilmez bir hayırsızın minik kedisinden şüphelenmesi ve merakıyla alt-üst olmuş her şey. Evin kedisi bazı geceler Qerejdağ’ın kara taşlarıyla bezeli dar küçelerine süzülür ve sırlara karışırmış. Adam düşmüş kedinin peşine bir gece. Ta Kırklar Dağı’na kadar takip etmiş kediyi. Kırklar’ın cem yeriymiş orası. Kırklar dağı surlardaki Yedi Kardeş Burcu’na tam karşıdan bakar, On Gözlü’nün tam yanı başından yükselir hafiften. Bilmeyenler için bir de şöyle tarif edeyim Kırklar Dağı’nı: Hani şimdilerde rantçılara peşkeş çekilip “Ultra güvenlikli site”lerin utanmazca yükseldiği, Kırklar Dağı ultra lüks konutları diye pazarlanan yerler. Kadim Amed’in en kutsal mekanı herkesin gözü önünde kirletiliyor. Ne sesimiz çıkıyor buna ne de soluğumuz. Buna izin verenlerin başına Kırklar Dağı kadar taş düşe inşallah! İşbirlikçi kodamanlarımızın, şehrin asi ruhuna bulaşmadan, isyanların taşına hedef olmadan yaşayabilmelerinin yolu açılıyor. Bu şehrin asil, bıçkın, sınır tanımaz sahipleri, Kırklar Dağı’na artık yaklaşamayacaklar bile.

Sitenin asker emeklisi sahibi gururla anlatıyor da anlatıyor kameraya, “Üç yüz bin dolardan başlayan dairelerimiz peynir ekmek gibi satılıyor!” Kutsalımızın ederinin yüksek olmasına bakıp gururlansa mı Xançepek’in, Ben û Sen’in, Qorê mahallesinin yoksul Kürt çocukları? O Kırklar Dağı’nın etekleri ki, özgürlüğe yürüyenlerin son cem yeri, en yasadışı planların yapıldığı noktaydı Dicle’ye yasladığı sırtı. Kırklar Dağı devrimcilerin, Qırıxların, kaçakların, kayıp Suzan’ını arayan imkansız aşıkların, evsizlerin, bilgelerin ve hatta dağılmış sarhoşların yurdu oldu da, asla haramzadelerin, kimliğine ters düşenlerin yurdu olmadı.

Yeni oluşturulan Kırklar Meclisi’ne naçizane önerimdir: Kırklar Dağı’na yakışmayan yapılara izin vermeyin. Kırklar Dağı’nın parsel parsel çalınmasını engelleyin, bu hırsızlığı durdurun. Orada Kırklara yaraşır özgürlük akademileri kök salsın. Mevcut haliyle bize hatırlattığı şudur; barış, çözüm oluyor diye asla gevşemeyin! İşte tarihin en eski çelişki ve mücadelesi yalın kılıç karşımızda duruyor; zenginlik ve yoksulluktur bu.

Dedik, zamane haini sinsice peşine düşmüş tebdil-i kıyafetli ermişimizin. Bakmış ki, kırk tebdil-i kıyafetli eren, sırtlarındaki postu atıp çember kurmuşlar ateş etrafında. Görmemesi gereken görmüş bir kere. Faş olmuş sır. Kimlikler açığa çıkmış, yabancı bir çift gözle kirlenmiş cem. İşte o an, sırra kadem basmış Kırklar. Derler ki, bunca perişanlığımızın, sefaletimizin, yersiz yurtsuz ve dilsiz kalmamıza neden, öncülerimizi, yani bilgelerimiz yitirmemizmiş. Bilen bilir, efsaneler, gerçeği sırlı bir dille anlatır. Belki de o gün yaşanan şey, bir hainin ihbar ettiği halk önderlerinin katledilmesiydi.

Amed şahsında Kürtlerin önderine neden bunca gözü kara bağlı olduğunu anlamayanlar, neden önderlerinin özgürlüğünü kendi özgürlüklerinin gerekçesi olarak gördüğünü anlamak istemeyenler Kırklar Meclisi’nin bu hikayesine bir kez daha baksınlar. Bu halk, öncülerini her yitirdiğinde dile gelmez şeyler yaşadı. Yitirdikleriyle en fazla kendisi yitti. Bir kez daha yalnız bırakmak mı; asla diyor Kürtler. Amed Newrozu’nda şahit olduğumuz, nefeslerimizi kesen milyonların sevgi seli ve gösterilen bağlılık işte bu tarihin birikimidir. Bir bedende, bir beyinde cisimleşen Kırklar’a duyulan özlem ve kavuşma sevincidir. Özgürlük mü? Kırklardan olanı Kırklar Dağı’nda selamladığımızda tamama erecek.

 


Bookmark and Share