Çocuklarda cinsel istismar


Uzm. Psk. Mesut UMAR
Güncellenme : 22.06.2011 13:46

Örseleyici yaşantılar, geçmişte olduğu gibi günümüzde de en fazla çocukları etkilemektedir. Yaşanan savaşlar, göçler, ekonomik problemler, eğitimsizlik ve insan yaşamını derinden etkileyen daha birçok olay ya da olgu çocuklar üzerinde çok derin yaralar açmaktadır. Bu olumsuz koşullarda yaşayan çocukların önemli bir kısmı ihmal edilir ya da istismara uğrar. Çocukların cinsel istismarı ise istismara maruz kalan çocukları yaşam boyu etkileyen ağır bir travmatik deneyimdir.

Cinsel istismar; bir kişinin kendisinden en az 5 yaş büyük bir kişi ya da kendisinden en az 2 yaş büyük bir aile bireyi tarafından herhangi bir derecede cinsel kullanımına maruz kalması olarak tanımlanmıştır. Cinsel istismarın diğer tanımı da, yetişkinlerin çocuk ya da ergeni cinsel arzu ve gereksinimlerini karşılamak için güç kullanarak, tehdit ya da kandırma yolu ile kullanmasıdır.

Cinsel istismar farklı şekillerde olabilir:

  • Temas içermeyen cinsel istismarlar: Cinsel içerikli konuşma, teşhircilik ve röntgenciliktir.
  • Cinsel dokunma: İstismarcı kurbana dokunabilir ya da kurbanı kendisine dokunması için zorlayabilir.
  • İnterfemoral ilişki (Irza tasatti): Penetrasyonun olmadığı, sürtünmenin olduğu istismar şeklidir.
  • Cinsel penetrasyon (Irza geçme): Genital ilişki, anal ilişki, objelerle penetrasyon ve parmakla penetrasyon şeklinde olabilir.
  • Cinsel sömürü: Çocuk pornografisi ve çocuk fuhuşunu kapsar.

Yaygınlığı

Cinsel istismarlar çoğu zaman hiç kimseye söylenmez. Gerçekler yetişkinliğe kadar çocuk tarafından saklanır. Araştırmalar, cinsel istismara uğrayanların yalnızca yüzde 15’inin durumu bildirdiğini ortaya koyuyor. Genel kabul edilen görüş, çocuklara yönelik cinsel istismarın çok yoğun olduğu şeklindedir. Kızlarda erkeklere oranla 4 kat daha fazla görüldüğü belirtiliyor.

Çocuk istismara uğradığını neden saklar?

Çocuk, çoğunlukla cezalandırılacağı ya da terk edileceğine dair hislerle, utanç, suçluluk duyguları ve tehdit nedeniyle yaşadıklarını saklar.

İstismarcılarda gözlenen başlıca kişilik özellikleri

Aile içinde ve sosyal teması sınırlı, içe kapanık kişilik, eşi ya da ailesiyle sıcak ilişki kuramayan psikopatik kişilik, psikoseksüel ve sosyal açıdan immatür, kendi çocukları ile birlikte başka çocukları da istismar eden pedofilik kişiliktir. İstismarcıların birçoğunun çocukluklarında ya cinsel istismara uğradıkları ya da ev içerisinde şiddet gördükleri belirtilmiştir. İstismarcı bireyin doyumu erteleme kapasitesi azalmıştır ve engellenmeye karşı düşük toleransı olan kişilerdir. Empati duyguları ya yoktur ya da sınırlıdır. Kendilerine saygılarının düşüklüğünü ve suçluluğu bastırıp karşıt tepki kurarak saldırgan davranış şeklinde çocuğa yansıtma eğilimi içerisindedirler. Karşılanmamış doyum nedeni ile anksiyete yaşarlar ve çevresine saldırganlık şeklinde bu enerjiyi aktarırlar. Duygusal yetersizlikleri aynı zamanda narsisizmle karakterizedir. İlişkilerinde ön plana çıkardıkları benmerkezcilik yetişkin ilişkilerine girmelerini engeller. Narsisistik yapıları nedeni ile diğer kişileri kendi gereksinimlerini karşılamaktan sorumlu bireyler olarak algılarlar.

İstismarcıların aile yapıları

Çocukluk cinsel istismarı riski evlilik sorunları olan, aile içi çatışmaların sık olduğu, ana babalık görevlerini yerine getiremeyen, ebeveyn çocuk ilişkisinde bozukluk olan ve ebeveyn uyum sorunu olan ailelerde sıktır. Ensestin yaşandığı bir aile evrensel olarak düzensiz ve işlevlerini yerine getiremeyen bir aile şeklinde tanımlanmıştır. En sık tanımlanan örüntü, babanın güçlü konumunu kuvvet kullanarak ve baskı yolu ile elde ettiği, katı ve ataerkil bir aile yapısıdır.

Cinsel istismara uğramış kişilerde gözlenecek olası davranışsal değişiklikler şunlardır:

4 yaş ve daha küçük çocuklarda: Tuvalet eğitiminde bozulmalar (idrar veya kaka kaçırma), cinsel içerikli sözcüklerde artma, cinsel organları ile aşırı fiziksel uğraş, oyunlarında cinsel içeriğin fazlalığı (cinsel eylemlerin diğer çocuklarla veya bebeklerle taklit edilmesi), uyku bozuklukları.

4 - 6 yaş arası çocuklarda: Korku (yetişkinlerden, özellikle erkeklerden aşırı derecede korkma), cinsel içerikli sözcük ve davranışlarda artma (cinsel organları gösterme, cinsel organları ile aşırı fiziksel uğraş veya açık mastürbasyon), cinsel ilişkiyi ayrıntılı bilme (cinsel ilişkiye tanık olma veya katılmadan kuşkulanılmalıdır).

7 - 12 yaş arası çocuklarda: Okul başarısında düşme, korku (özellikle yetişkinlerden), depresif belirtiler, travma sonrası stres bozukluğu belirtileri, yaşa uygun olmayan davranışlarda artma (anne ya da abla davranışı gösterme), cinsel konularla aşırı uğraşma, cinsel saldırganlık (başkalarını cinsel ilişkiye zorlama), aşırı veya açıktan mastürbasyon.

Ergenlerde: Evden kaçma veya eve gitmede isteksizlik, duygulanımda dalgalanma, kendine zarar verme, özkıyım girişimleri, ilaç ve alkol kötüye kullanımı, uygunsuz cinsel davranışlar (flörte erken başlama, kışkırtıcılık, arkadaşlarını cinsel ilişkiye zorlama), davranış bozuklukları (okuldan ve evden kaçma, yalan söyleme, çalma ve saldırgan davranışlar).

Cinsel istismarın yetişkin dönem üzerindeki etkileri

  • Cinsellik üzerine etkiler: Cinsel davranışlarda artış görülür. Kötüye kullananın birden fazla olması, kötüye kullanımın sık olması, uzun süreden beri olması ve güç kullanılmasının çocuklarda uygunsuz cinsel davranış gelişimini arttırdığı belirtilmiştir.
  • Emosyonel etkiler: Araştırmalar, çoğu kurbanın cinsel kötüye kullanım yaşantısından kendisini sorumlu tuttuğunu ve suçladığını göstermiştir. Eğer kötüye kullanımda rıza olmuşsa suçluluk duygularının arttığı belirtilmektedir. Kurbanlarda yetersizlik ve izolasyon duyguları gelişebilmektedir. Bir kısmında karşı cinse güvensizlik gelişirken, bir kısmında ters etkiyle uygunsuz cinsel nesneye çabuk bağlanmanın söz konusu olduğu bildirilmiştir.
  • Depresif duygudurum üzerine etkiler: Cinsel istismara uğrayanlarda depresyon gelişme riski artmaktadır. Bu çocukların gelecek hakkında olumsuz düşüncelere ve düşük benlik saygısına sahip olduğu saptanmıştır.
  • Anksiyete şeklindeki etkiler: Yapılan araştırmalarda çocukluğunda cinsel istismar öyküsü olanlarda yetişkinlikte daha sık olarak agarafobi, obsesif kompulsif bozukluk ve sosyal fobi gibi anksiyete bozukluklarının ortaya çıktığı saptanmıştır. Anksiyete belirtileri; korku, bedensel yakınmalar, uyku örüntüsü değişiklikleri ve kabuslar tarzında kendini göstermektedir. Bu belirtiler travma sonrası stres bozukluğu belirtileri ile uyumludur. Çocuk olayı canlı bir şekilde yeniden yaşamakta, gerginlik ve çabuk tepki verme gibi belirtiler göstermektedir.
  • Davranışsal etkiler: Cinsel istismara uğramış erkek çocuklarda en sık görülen davranış tepkisi, saldırgan davranışların gelişimidir. Bu erkek çocuklarda davranım bozukluğu niteliğindeki davranışlar sıklıkla gözlenmektedir. Kızlarda gözlenen en sık davranış tepkisi ise, intihar ve kendine zarar verme davranışlarıdır. Kendine zarar verici davranışlar genellikle vücudunda sigara söndürme ve bileğini kesme gibi davranışlar şeklinde kendini göstermektedir. Kendine zarar verme davranışı veya özkıyım düşünceleri olan yetişkin kadınları değerlendirirken çocukluğunda cinsel kötüye kullanıma uğramış olma olasılığı gözardı edilmemelidir.
  • Kişilik gelişimi üzerine etkiler: Birçok çalışmanın, borderline kişilik bozukluğuna sahip hastalar arasında çocuklukta cinsel kötüye kullanım sıklığının yüksek olduğunu bulguladığı bildirilmiştir.
  • Çocuklara yönelik cinsel istismarın engellenmesinde en büyük görev anne ve babalara düşmektedir. Anne ve babanın çocuğunu istismara karşı bilgilendirmesi gerekmektedir. Bunun için de anne babanın bu konuda bilgi sahibi olması gerekmektedir.


Kaynaklar:

Taner Y. Gökler B. (2004). Çocuk istismar ve ihmali: Psikiyatrik yönleri. Hacettepe Tıp Dergisi 35:82-86
Aktepe E. (2009). Çocukluk Çağı Cinsel İstismarı. Psikiyatride güncel yaklaşımlar-current approaches in psychiatry 1:95-119)
Zoroğlu S. S. Tüzün Ü. Şar V. Öztürk M. (2001). Çocukluk dönemi istismar ve ihmalinin olası sonuçları. Anadolu Psikiyatri Dergisi. 2(2):69-78)
Türkbay T, Söhmen G., Söhmen T. (1998) Çocuk ve ergenler cinsel kötüye kullanım klinik bulguları, olası sonuçları ve önleme Psikiyatri Psikoloji Psikofarmakoloji Dergisi, 6(1): 49-54.

 


Bookmark and Share